VEBALİNİZ ÇOK ÇOK AĞIR OLACAKTIR…
10.09.2026 tarihinde AKİT gazetesinde yayımlanan “MEDİNE HURMALIKLARI İÇİN ÇALIŞANLAR” başlıklı yazım için yurt içinden, yurt dışından birçok hoca efendi ve kardeşimiz ile çeşitli meslek dallarında çalışanlarca beğenilmiş olup tebrik ve teşekkür için telefon edenler, mesaj çekenler, gazetede yazımın sonunda yorum yapan çok sayıda arkadaşımız oldu. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.
Biz sırf ve sadece Allah rızası için elimizden geldiği kadar doğruları yazmaya ve söylemeye çalışıyoruz. Benim yaşımda olanlar için bundan sonra başkan olsan ne yazar, idareci olsan neye yarar? Geldik, gidiyoruz sona doğru. Önümüzde çok çetin, dönüşü olmayan bir yolculuk vardır. Unutmayalım! Rabbim hepimizin yardımcısı olsun.
Önemli olan Cenab-ı Hakk’ın rızası, O’nun Resulü’nün şefaati ve Rabbimizin şefaat izni vereceği Allah dostlarının muhabbetini ve ebedî âlemi kazanmak değil midir? Mübarek din-i celîl-i İslam’a hizmet edebilmek için birlik, beraberlik şarttır. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.” (Âl-i İmrân, 103).
Şunu hiçbir zaman unutmayalım: “ALLAHU EKBER” demenin dahi yasak olduğu, Kur’an-ı Kerim’i okumak ve okutmanın ağır suç sayıldığı dönemlerde bütün zorlukları göğüsleyerek, tabutluklarda yatarak, fiziki ve sözlü işkencelere muhatap olarak, mahkeme mahkeme dolaşıp ifadeler veren, dışarıda ve camide yaptığı bütün sohbetleri polisçe takip ettirilen, buna rağmen korkmadan, yılmadan, Allah rızası için hiçbir maddi karşılık beklemeden, çoğu kere de okuttuğu talebelerine harçlık veren Üstadımızın yurtları şu anda (garip ve mahzun) durumda.
Nefislerinin esiri olanların, merhum Süleyman Hilmi Tunahan (KS) Hazretleri’nin evlatlarına emanet ettiği bu güzel hizmetler, kutsal dava, üzülerek ifade edelim ki hepimizi üzen sebepler ve baştakilerin verdikleri yanlış kararlar sebebiyle maalesef günümüzde çok düşük kapasiteyle hizmet etmeye çalışıyorlar. Yurtlar boş. Ülke içinde itimatlarını kaybettikleri için talebe bulmakta zorlanıyorlar. Müslümanlar, olup bitenleri görünce haklı olarak desteklerini çektiler. İnanmıyor ve güvenmiyorlar. Yardım etmiyorlar.
Afrika’dan talebeler getirterek hizmet vermeye çalışıyorlar, ancak “Taşıma su ile değirmen ne kadar döner?” Bir hizmet kurumu bulunduğu yerdeki insanlarla kardeşçe bir diyalog kuramazsa nasıl ayakta durur? Nasıl gelişir, nasıl ilerler?
Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, herkesin bildiği gibi, okuttuğu talebelerine “Kurslar açmazsanız, talebe okutmazsanız yarın mahşerde on parmağım yakanızda olacaktır.” şeklindeki sözlerinin muhatabı olanlar, bugün ne durumlardasınız? Birlik içinde misiniz, yoksa birbirlerinizin ipini çekmek, boğazlamak için hain, sinsi tuzaklar ve planlar hazırlamakla mı meşgulsünüz? Gece gündüz durmadan kardeşlerinizin etlerini yiyerek gıybetler mi yapıyorsunuz? Kendi arkadaşlarınıza, Kur’an-ı Kerim’in açıkça yasaklamasına rağmen müstehcen lakaplar mı takıyorsunuz?
Hep birlikte geçmişi hatırlayalım: Koca koca hocalar, muhterem ağabeyler nasıl da arkadaşlarına İslam’ın takmayı yasakladığı lakaplar takıyorlardı. Çokları bu uygun olmayan kelimeleri kullanırken bıyık altından gülüyordu bile. Örneğin: “Gorbaçov, sırtlan, yılan,........
