Yıl: 2026 Akit davasında gezici bilirkişi
Davacı: Hürriyet. Davalı: Akit
Bu dava niçin açılmış?
Akit’in internet sitesinde, Hürriyet yazarlarından Nedim Şener’in, Ahmet Hakan’ın ve Abdülkadir Selvi’nin yazıları —özel görsel yapılarak da olsa, başlık ve sunum özel olarak belirlenmiş de olsa, nerede yayınlandığı, yazarın ve gazetenin ismi özellikle belirtilerek alıntı yapılmış olsa da— Hürriyet’in ticari ürününün gasp edilmesi olarak gösterildiği için. Sonuçta Demirören, bu yazarlara yazı başına verdiği paranın iki-üç katını Akit’ten istiyor.
Benim yazımın tümünü, gazetemiz yazarlarından birçoğunun yazısını birebir sesli olarak okuyan internet siteleri var, sosyal medya kanalları var. Hiçbirisine dava açmadık.
Ama siyasi iktidarın desteğiyle, satın alma sırasında da kayırıldığı iddia edilerek Hürriyet gazetesinin Demirören grubu tarafından sahiplenildiği iddiası muhalif medyada sıkça tekrarlanırken, o gazeteye de, bize de yapılan suçlama aynı: Havuz medyası.
İkisi de havuz medyası ama, Hürriyet, Akit’e dava açıyor..
Sorsak; Birgün gazetesine kaç dava açtınız? Sözcü’ye kaç dava açtınız? Cumhuriyet’e —hani bir kamu bankasından alınan kredi ödenmedi iddiasıyla yalanlar eşliğinde Hürriyet’i hedef tahtasına koyan, komple Demirören grubuna saldıran gazetelere— kaç dava açtınız?
Ki Akit’e dava açıp zarar vermek istiyorsunuz?
Ne cevap vereceklerini merak ededuralım...
T24’te dün, Anayasa hukuku profesörü olarak Marmara Üniversitesi’nde, yani devlet üniversitesinde öğrencileri zehirlemeye devam eden Tolga Şirin’in yazısının başlığı dikkatimi çekti:
“Bir sosyal bilimler kavramı olarak diktatörlük”
Sakın yanlış anlamayın; tarihteki gerçek diktatörlerden bahsetmeyecek Tolga Bey. Onun derdi, her seçimde rakiplerini yenen halkın adamını, küstah şekilde, gerçekleri çarpıtarak “diktatör” gibi göstermek...
Seçime giriyorsunuz. Yeniliyorsunuz.. Rakibini yenen kişiyi diktatör ilan ediyorsunuz. Hani tek seçim olur, “acaba” dersiniz. Ama 25 yıldır halk ile hemhal olmuş, “Bu dava, seccadesini gözyaşları ile ıslatanların davası” diyerek halkla nasıl iç içe olduğunu anlatan defalarca seçim kazanan bir lidere “diktatör” demeye kalkıyorsunuz.
Çünkü utanmıyorsunuz.
Çünkü diktatör dediğiniz kişi, size bile bu ülkenin vatandaşı olduğunuz için hiçbir temel hakkınızı kısıtlatmadan, bu devletin üniversitelerinde çalışma imkanı tanımış. Siz de şımarıyorsunuz...........
