|
Bahri ÖmeroğluKaradeniz'de sonnokta |
naçiz ömrümün elli beş milenyum yılının geçtiği- muhafazakâr kesimin kirlettiği bizlerinse hiçbir zaman sahip çıkamadığı tarihsel...
kent, güzel bir bahar yağmuruna uyandı gece boyunca sessizce biriken bulutlar, sabahın ilk ışığında kapıyı çalar gibi bıraktı kendini...
duyuyorum ağaçların dalları türkü söylüyor kentin eski iki köprüsünden birisi olan zağanos köprüsünün üzerindeyim en alttaki aynı...
çimenlerin üzerinde mevsimin sıcaklığına aldanan birkaç papatya dişlerini göstererek üç yapraklı yoncaların içinde açmaya başladı...
bir kent düşünün; haksızlık karşısında ses çıkarmayanların çoğunluk olduğu, her kötülüğün “kader” diye geçiştirildiği bir...
tohum toprak ve evren: (varlığın bileşkesi üzerine) ya da tohum everenin kendisidir! varlığı yalnızca özde aramak onu eksik...
bir kedinin dünyaya baktığı yerde buluyorum kendimi o kadar meraklı ve her sese o kadar duyarlı bazan ne kendimi ne de çevremi tanıyabiliyorum...
haiku çoğu zaman yanlış bir yerden anlaşılır. kısalığı nedeniyle kolay sanılır; oysa haiku, öğrenildikçe zorlaşan bir yazı...
sokak adı zinos birlikte yaş aldığımız sokaklarımız da gittikçe denize dolgu yapılmakta ve geride ne sokağımız ne çocukluğumuz ve ne...
kentlerin belleği; sokaklar alanlar binalar insanlar bir o kadar da buralarda yaşayan kuşlar köpekler kediler değil midir? her nereye gidecek...
şidde’teokrasi yunus emre'nin şeyh bedrettin'in mevlâna'nın hace bektaş-ı veli'nin köroğlu'nun karacaoğlan'ın âşık veysel ve...
ortahisar'dan ganita'ya bir yılı daha gömmek üzereyiz ömrümüze biraz daha fakirleştik gerek insandan ve de gerekse zamandan ötürü...
öğlen paydosu sotka'da bir park var hemen karadeniz vergi dairesinin altında suyu boşaltılan bir havuzun yanıbaşında kıyısından denizin...
parantezin içi: insan dışındaki tüm canlı-cansız varlıklar parantezin içerisindedir insansa parantezin dışında kalıp orada olan biteni...
bir ağaç sabahın ilk ışıkları sararan yapraklarına değdikçe ikinci bir güneşim oldu sanki şavkım şavkım şavkıyor dört bir...
çürük ağızlılar korosu ya da tutsiler ve hutular: artık hiçbir şeyi saklamıyorlar olumsuzluk adına yaşanılacak her şeyi de hiçbir etik...
yaşasın cumhuriyet!dörtnala gelip uzakasya'dan cumhuriyet'i kurduyetmez mi?!kuranlara selâm olsunbilenlere de!
ne acılar çekti bu coğrafya kimbilir sırada çekeceği nice acılar da bekliyor eşiğimizde korumasız savunmasız sonbahar yaprakları gibiyiz...
sene-i evveli 1961 ömeroğun kemal evleneli birkaç yıl olmuş ben yeni doğmuşum * anamın anlatımına göre; ne elde var ne de avuçta bir...
seksenli yılların ortasında eski valiliğin karşısında bi emlak büromuz vardı her ne kadar profesyonelce emlakçılık yapmıyorsak da arada...
çiçeklerini yüzüne ekti bugün yine karadeniz sanırsınız sevgili gülücükler atıyor size kaş göz de yapmıyor değil arada ganita çay...
şimdi bizim buralarda gökgürültülü sağanak var sen yoksun ya gökyüzü ile yeryüzünün buluşmasına tanık oluyorum bilimsel açıklaması...
üzerine sinmiş milyonlarca insanın kokusuyla baktım tepkisiz duruyor çarşaf gibi sessiz sitemsiz ve mavinin tüm tonlarını üzerinde...
yağmur damlaları denizin üzerine ürkek serçelerin zarafetinde değiyor görseniz denizin sevinç çığlıklarını çocuğuna kavuşmuş ana...
fakirdik ve biz gömleklerimizin yakasındaki ve de manşetlerindeki kirden utanmıyorduk * cebimizde harçlığımız yazları limonata simit satarak...
bana hiçbir kötülüğü dokunmasa da ben onu her şekle soktum onun timsalinde neleri yansıtmadım ki kâh dolgu malzemesi yaptım kâh yüce...
barhal çayının doğduğu yerlerden biri de gudashev (özgüven) köyü ilk kaynağı iki kola ayrılıp (biri yosunlu diğeri yosunsuz) küçük...
kırsal kesimden kente göçünce ilkin beni şaşırtan gerek sokak aralarında biriken çöplerin kokusu ve de gerekse kıyı kenti olduğumuz için...
bazı sevgiler tanımsızdır: renksizdir su gibi kokusuzdur boşluk gibi destandır hiç sönmeyen ateş gibi (yerleşkem ortahisar) yoldur o...