faroz: bir kent nasıl susturulur?
bir kent düşünün;
haksızlık karşısında ses çıkarmayanların çoğunluk olduğu, her kötülüğün “kader” diye geçiştirildiği bir kent.
gün geçtikçe tanınmaz hâle getirilen,
ama hâlâ “kadim” denilerek avunulan bir kent.
talan, yalan ve yağma…
ve tüm bunları seyreden,
hiçbir şeye karışmayan karakoncoloslar.
her yer beton.
köprüler, tüneller, binalar…
ama insan yok.
doğa yok.
hafıza yok.
daha acısı şu:
bunca olan bitene karşı tek bir sivil toplum örgütünün bile sesi çıkmıyor.
bu korku mudur,
yoksa artık kanıksama mı?
yoksa vurdumduymazlığın yeni adı mı?
2021 yılıydı.
hacıkasım, ortahisar, çarşı mahallesi çevresinde aylarca “altyapı çalışması” bahanesiyle su kesintileri yaşandı.
temizlenemeyen, yemek yapamayan, içme suyuna erişemeyen insanlar vardı.
bir belediye düşünün;
en temel ihtiyacı bile sağlayamıyor ama buna rağmen “hizmetten söz edebiliyor.
işte tam da burada insan sormadan edemiyor:
yerel yönetimler neden vardır?
kim için........
