Türkiye’de kadınlar hızla işçileşiyor
Kadınlara ilişkin haberler, ne yazık ki, maruz kaldıkları baskılar, saldırılar, cinayetlerle ilgili. Halbuki kadınlar çok önemli bir dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşüm Türkiye’nin daha güzel günlere ulaşması açısından son derece önemli. Kadın cinayetleri de bu dönüşümün açığa vurulabilen üzücü yanları. Ancak biliyoruz ki, geçmişten kocasından dayak yiyip, kocası tarafından aldatılan ve istismar edilen kadınlar, bunu kaderi kabul edip sessiz kalırken, şimdi sesini çıkarmaya başladı. Geçmişte birçok yerde öldürülen ve ardından “intihar etti” diye tutanak tutulan birçok kadının durumu günümüzde sorgulanıyor ve birçok durumda gerçekler ortaya çıkarılıyor. Kadınlar, yaşadıkları dönüşümün sonucu olarak hak talep etmeye başlayınca, buna alışık olmayan bazı erkeklerin saldırılarına maruz kalıyor. Ancak failler yakalanıp cezalandırıldıkça, geçmişte pervasızca işlenen kadın cinayetlerine güvenen bazı kişiler, adımlarını daha dikkatli atmaya başlayacaklar. Bugün bir biçimde cezadan kurtulanlar, gelecekte yaptırımlardan kaçamayacak.
Peki, kadınlardaki bu büyük dönüşümün dinamikleri ne?
İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve hatta 1950’li yıllarda nüfusumuzun yaklaşık dörtte üçü köylerde yaşardı. Kadın köyde üreticidir; üretici olduğu için de aile içinde sesini yükseltebilir ve yükseltir. Aşiret yapılarının hakim olduğu daha geri bölgelerde kadın üzerinde büyük bir gelenek baskısı vardır. Ancak insanların daha özgür olduğu kırsal ilişkilerde kadının konumu güçlüydü. Bunun bir kaynağı da tarihten devralınan geleneklerdi. Mor cepken olgusu birçok bölgede iyi bilinir.
Ancak aile içindeki konumları güçlü bu kadınlar tarihsel olarak tutucuydu. Yaşamlarının çok büyük bölümü köylerinde geçtiğinden, farklı görüş, inanç ve geleneklerle ilişkileri ve bağları çok sınırlıydı. Çocuklarını da yüzyıllardır devraldıkları anlayış içinde yetiştiriyorlardı.
1980’li yıllardan itibaren uygulanan tarım politikalarıyla birlikte köylerde geçinebilmek giderek zorlaştı.........
