Sovyet taleplerine halkın tepkisi
www.yildirimkoc.com.tr
Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den talepleri 1945 yılının ikinci yarısından itibaren kamuoyuna yansıtılmaya başlandı.
Hüseyin Cahit Yalçın, 22 Temmuz 1945 tarihli Tanin Gazetesi’nde “Boğazlar Üzerinde Rus Talepleri” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazının son bölümü aşağıda sunulmaktadır:
“Rusya Boğazların müdafaasına iştirak etmek istiyormuş.
“Bunların hepsi Boğazlara yerleşmek, Türkiye’ye tahakküm etmek için ileri sürülmüş bahanelerdir. Boğazları müdafaadan biz ne zaman âciz kaldık? Boğazları şimdiye kadar kim zorladı da Rusya’ya zarar verdi? Bundan sonra Rusya kimden bir taarruz bekliyor ve kime karşı müdafaa tedbirleri almak istiyor?
“Rus davasının mantık, hak ve muahedeler bakımından, realite bakımından hiçbir müdafaa edilir yeri yoktur. Ruslar Boğazları ancak ve ancak mütearrız (saldırgan,YK) bir emperyalizm zihniyeti ile ele geçirmek isteyebilirler. Türklerin bu oyuna gelmeyeceklerini ve Boğazları -ister gizli ve örtülü, ister açık, herhangi bir şekilde olursa olsun- teslime hiçbir zaman muvafakat etmeyeceklerini Rus devlet adamları da anlamışlar ve yazmışlardır.” (Tanin,22.7.1945)
Sovyetler Birliği’nin taleplerine gösterilen tepkiler halk arasında da yayılmaya başladı. Ancak bu konuda kapsamlı bir resmi açıklama yapılmadı.
Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den talepleri 22 Aralık 1945 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Dışişleri Bakanlığı’nın bütçe görüşmeleri sırasında Kazım Karabekir’in konuşmasıyla gündeme geldi ve kamuoyuna yansıdı. Ardından da Dışişleri Bakanı Hasan Saka bir konuşma yaptı.
Kazım Karabekir’in konuşmasının bazı bölümleri aşağıda sunulmaktadır:
“Gazeteci arkadaşlarımızın bana müracaatlarında sordukları çok yerinde suallerdi. Çünkü biteviye, ajanslardan alınan malumat şu idi: Biz Kars ve ona komşu olan yerleri zorla işgal ettik ve hatta Moskova muahedesini de Rusların zayıf zamanında yaptık,
“İkincisi, oralar esasen Ermenistan idi. Biz gittik kestik, biçtik, temizledik ve Ermenileri yurdundan mahrum ettik, bu doğru mudur? (…)
“Biz oraları Ruslardan almadık, iki defa oralara harekât yaptık. Biri cihan harbinde; Ruslar kendi yurtlarına çekilmiş ve orada ne Rus nüfusu, ne de Rus ordusu yoktu. İkincisi istiklâl harbimizde. Her ikisinde de onları Ermeni müstevlilerden aldık ve oradaki Türklerin hemen yarısı katliam edilmiş, evleri, köyleri yakılmış bir halde bulduk, koştuk onları kurtardık.
“Ortaya bir iddia çıkıyor, nereden bilmiyorum. Güya biz........
