menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başkaları için de üzülen gerçek bir sanatçı: Tarık Akan

30 0
18.09.2026

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Toplumu dönüştürmek isteyenler, düz mantık ile işleyen bir ideolojik akla değil, kitleleri harekete geçirecek, onların duygusal dünyasını kavrayacak sanatsal bir derinliğe de sahip olmalıdır.

“Bilim aklın şiiridir, şiir de yüreğin bilimidir” derken Maxim Gorki bu türden bir kavrayışı anlatıyordu. Bir tamamlama yöntemi…

Gorki, rasyonalite (bilim/akıl) ile estetik/duygu (şiir/yürek) arasında sanılanın aksine bir karşıtlık değil, tamamlayıcılık ilişkisi kurar. Bilimi yaratıcı ve estetik bir olgu olarak ele alır, sanatı insan psikolojisini ve toplumsal gerçekliği analiz eden metodolojik bir disiplin (“yüreğin bilimi”) seviyesine yükseltir. Böylece toplumsal/sosyalist gerçekçi sanat ortaya çıkar.

SANATÇI: İNSANIN GERÇEĞİ ve EYLEM 

Bilim dünyayı yapılandırır, sanat dünyaya estetik bir perspektif sunar; açıklar, uyarır. İnsana kendi gerçeğini, sınıf bilincini aşılar.

Bu nedenle toplumcu sanatçılar hep kalıcı olmuşlardır; sadece hatıralarıyla değil, fakat bundan daha fazla olarak ürettikleriyle toplumun sonsuz hacimli hafızasında yaşarlar. Aynı zamanda eylem insanıdırlar.

Tıpkı Tarık Akan gibi… Tıpkı Tarık Akan’ın Ergenekon, Balyoz kumpaslarında Silivri Zindanları’ndan vatanseverleri kurtarmak için barikatları yıkması gibi…

Ölümünün üzerinden 10 yıl geçti; hâlâ yaşıyor gibi… Nedeni çok açık: üretimiyle toplumsallaştı.

Tarık Akan 1970’lerin ikinci yarısından itibaren ticarî film furyasından çıkarak, toplumsal temalı filmlere yöneldi. Bunun bedelini maddi ve manevi olarak ağır ödedi; fakat Yeşilçam’dan aforoz edilmeye kadar giden bu baskı ortamından bir kez bile şikâyetçi olmadı.

Toplumcu sanatçı kişisel serzenişlerle hayatını geçiren bir varlık değildir; çektiği acıları toplumcu ödevlerinin kaçınılmaz bir evresi olarak görür.

Böyle olduğu için Tarık Akan sanatçı kavramının içeriğini tam anlamıyla dolduruyor.

Türk sinema tarihî ve sosyal hayatımızdaki önemini hiç kaybetmedi; kaybetmeyecek. Toplumsal gelişim ve taleplere karşılık gelecek mücadeleyi verdiği için bu özelliğe sahip. Özü sözü bir, düşüncesi ve hayatı birbiriyle tutarlı olduğundan unutulmaz özelliğine hep sahip olacak. 

Çok iyi oyuncu; bunu son olarak oynadığı “Deli Deli Olma” filminde bir kez daha kanıtlamıştı.

Yeşilçam’ın büyük jönleri arasında en........

© Veryansın TV