menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bugün günlerden Dağlıca

14 0
06.09.2026

Emekli Tuğgeneral Mustafa Köse yazdı…

Tam on bir yıl önce bugün…

Yine bir pazar günüydü.

Kara Kuvvetleri Harekât Merkezinde vardiya nöbetindeydim. Ankara’daydım ancak mesaimin önemli bir bölümü huduttaki karakollarda, dağlardaki üs bölgelerinde ve yollardaki konvoylarda olup bitenleri takip etmekle geçiyordu. Telefonun öbür ucunda bazen bir tümen karargâhı, bazen de en uçtaki birliğin komutanı bulunuyordu.

Dağlıca Tabur Komutanı Piyade Kurmay Yarbay İlker Çelikcan’ı da o telefon görüşmeleri sırasında tanımıştım.

İkimiz de Özel Kuvvetlerde görev yapmıştık. Ancak farklı alaylardaydık; görev bölgelerine de farklı zamanlarda gidip geliyorduk. Aynı kışlada bulunmamıza rağmen yollarımız kesişmemiş, birlikte çalışma imkânımız olmamıştı.

İlker Yarbay beni tanıyordu. Ben ise onu ilk anda hatırlayamamıştım. Harekât merkezindeki vardiya görevlerim sırasında yaptığımız telefon görüşmeleriyle tanıdım onu.

Sesindeki güven, meseleleri anlatışındaki açıklık ve birliğinin ihtiyaçlarına hâkimiyeti dikkatimi çekmişti. Karşınızda işini bilen bir komutan olduğunu anlarsınız böyle konuşmalarda.

Son görüşmemizin konusu Dağlıca Taburunun ikmaliydi. Taburun ve bağlı karakolların malzeme stokları kritik seviyeye düşmüştü. İhtiyaçların bir an önce bölgeye ulaştırılması gerekiyordu. İlker Yarbay askerinin derdini anlatıyor, biz de gerekli koordinasyonu sağlamaya çalışıyorduk.

Yüksekova’da Dağlıca Taburuna ve bağlı karakollara gönderilecek erzak ile diğer kritik malzemeler hazırlanmış, kamyonlara yüklenmişti. Ancak sevkiyatın başlayabilmesi için önce güzergâhın emniyetinin kontrol edilmesi gerekiyordu.

Haritada iki yerleşim yerini birbirine bağlayan bir çizgi gibi görünür o yol. Asker içinse nöbetin, iaşenin ve görevin; kısacası hayatın devamıdır.

Yolun emniyeti iki yönden kontrol edilecekti. Dağlıca’dan görevlendirilen Mayın ve El Yapımı Patlayıcı Tespit ve İmha Timi, Kamışlı istikametine doğru yol aramasına başlamıştı; Yüksekova’dan görevlendirilen diğer birlikler de karşı yönden aynı noktaya ilerlemişti. Böylece yol araması daha kısa sürede tamamlanacak, her birliğin kontrol edeceği yol kesimi kısalacak ve güzergâhın tamamı kontrol edilmiş olacaktı.

Tim, bir istihkâm astsubayının komutasında ilerliyordu. Görevi, ikmal araçları geçmeden önce yolun güvenliğini kontrol etmek; tespit edilecek mayın ya da el yapımı patlayıcıları etkisiz hâle getirmekti.

Tim İkiyakalar bölgesine ulaştığında, güneydeki arazi kesiminde bulunan PKK’lı teröristler tarafından ateş açılmış, tim komutanı yaralanmıştı. Yaralıya ulaşmak isteyen Mehmetçikler de yoğun ateş altında kalmıştı.

Yaralı astsubayın bulunduğu yerden alınarak emniyetli bir noktaya taşınması ve tahliye edilmesi gerekiyordu. Fakat teröristlerin yoğun ateşi buna imkân vermiyordu.

Komutanlıkta bazı sorumlulukların ağırlığını ancak böyle anlarda bütün benliğinizle hissedersiniz. Emrinizdeki bir askerin yaralandığını bilirsiniz. Onu bulunduğu yerden çıkarıp sağ salim ailesine kavuşturmak istersiniz. Tecrübenizi, elinizdeki bütün imkânları ve vereceğiniz kararları buna yöneltirsiniz.

Durumu öğrenen İlker Yarbay, iki zırhlı araç ve beraberindeki askerlerle bölgeye hareket etmişti.

Yaralı bir askerinin hayatını kurtarmaya gidiyordu.

Bölgeye ulaştığında planı, zırhlı araçlardan birini ateşin geldiği güneydeki arazi kesimi ile yaralı astsubayın arasına sokarak bir kalkan oluşturmaktı. Bu araç terörist ateşine karşı siper olacak, yaralı asker de diğer zırhlı araçla bulunduğu yerden alınarak tahliye edilecekti.

Siper olmak üzere ilerleyen zırhlı araç, stabilize yoldan toprak zemine geçtiği sırada teröristler tarafından daha önce yerleştirilen el yapımı patlayıcı uzaktan kumandayla infilak ettirilmişti. Patlamanın şiddetiyle araç yoldan savrularak şarampole yuvarlanmış, ortalık bir anda toz ve dumanla kaplanmıştı.

İlker Yarbay ve beraberindeki askerlerle irtibat kesilmişti.

Hadisenin ilk........

© Veryansın TV