KOMŞUSU AÇKEN TOK YATANLARIN HESABI
Değerli okuyucularımız,İslam yalnızca namaz kılmayı, oruç tutmayı ve bireysel ibadetleri yerine getirmeyi emreden bir din değildir. İslam; insanın insana karşı sorumluluğunu, zenginin fakire karşı yükümlülüğünü, güçlü olanın muhtaç olana el uzatmasını, yetimin korunmasını, yoksulun gözetilmesini ve toplumda adaletin ayakta tutulmasını emreden bir hayat nizamıdır.Bir Müslümanın imanı yalnızca seccadesinin üzerinde değil; sofrasında, cebinde, komşuluğunda, mahallesinde ve toplum karşısındaki tavrında da görünür.Etrafında aç insanlar varken kendi sofrasını taşıran, çocuklar üşürken dolabında kullanılmayan kıyafetleri biriktiren, borç altında ezilen insanların feryadını duyduğu hâlde servetini yalnızca kendi konforu için büyüten insan, önce kendisine şu soruyu sormalıdır:“Ben bütün bunları görmezden gelirken Allah beni görmüyor mu sanıyorum?”Kur’an, insanın malıyla da imtihan edildiğini hatırlatır. Zekâtı emreder, infakı teşvik eder, yetimin ve yoksulun hakkını gözetir. Çünkü İslam anlayışında servet, insanın dilediği gibi kullanabileceği sınırsız bir ayrıcalık değildir.Mal bir emanettir.Ve her emanet gibi onun da bir hesabı vardır.Bugün milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, bazı insanların ihtiyacının çok ötesinde servet biriktirmesi ve hemen yanı başındaki yoksulluğa karşı körleşmesi, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir toplumsal sorumluluktur.Çünkü mesele yalnızca:“Ben kazandım, benimdir.”diyerek geçiştirilemez.İnsanın kendisine sorması gereken sorular vardır:Nasıl kazandın?Nerede harcadın?Kimin hakkı vardı?Yanı başındaki muhtacı gördün mü?Elindeki imkânı paylaşmak için ne yaptın?Bunlar yalnızca ekonomik sorular değildir.Bunlar aynı zamanda vicdanın, ahlakın ve imanın sorularıdır.Komşun açken senin tokluğun ne anlama gelir?Bir insanın evinde yiyecek kalmamışken, çocuğunun okul masrafını karşılayamazken, hastasının ilacını almakta zorlanırken, borçları altında ezilirken; birkaç sokak ötede başka bir insanın ihtiyacından katbekat fazlasını tüketmesi yalnızca ekonomik bir farklılık değildir.Bu aynı zamanda vicdanın imtihanıdır.Hz. Peygamber'in komşuluk, yardımlaşma ve toplumsal dayanışma konusundaki uyarıları, Müslümanın yalnızca kendisinden ibaret bir hayat yaşayamayacağını gösterir.Komşusunun hâlini bilmeyen, bildiği hâlde umursamayan, muhtacın feryadını duyduğu hâlde sırtını dönen bir anlayış; İslam'ın kardeşlik, merhamet ve dayanışma ruhuyla bağdaşmaz.Öyleyse:“Ben kimseye zarar vermiyorum, malım da benim.”diyen insan bir kez daha düşünmelidir.İhtiyacından fazlasını biriktirirken yanında aç kalan bir insanın varlığını görmezden gelmek gerçekten masum bir tercih midir?Servetin çokluğu değil, sorumluluğun büyüklüğüZengin olmak tek başına suç değildir.İslam, helal yoldan kazanmayı yasaklamaz. Çalışmayı, üretmeyi, ticareti ve meşru kazancı küçümsemez.Fakat insanın eline geçen nimet arttıkça sorumluluğu da büyür.Çünkü imkânı olanın yapabileceği iyilik de daha fazladır.Bir yetimin eğitimine destek olabilirsin.Bir ailenin kirasını ödeyebilirsin.Bir hastanın tedavisine katkıda bulunabilirsin.Bir........
