Bir Milletin İki Devleti: Kardeşliğimizi Kimsenin Fitnesine Teslim Etmeyelim
Bir milletin kardeşliğini sınamak için bazen sınırlarına bakmak yetmez; ortak acılarına, aynı bayrağa duyduğu hürmete, zor günlerde birbirine uzattığı ele bakmak gerekir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ, diplomatik protokollere sığmayacak kadar derin, günlük siyasetin tartışmalarına kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir. Bu kardeşlik, yalnızca güzel sözlerden ibaret değildir; tarihin ateşinden geçmiş, fedakârlıkla güçlenmiş ve Karabağ Zaferi’yle yeni bir safhaya ulaşmıştır.
Bahtiyar Vahapzade’nin mısraları bu hakikati yıllar öncesinden haykırır:
“Bir milletiz, iki devletAynı arzu, aynı niyet.”
Öyleyse bugün sorulması gereken soru şudur: Bu kadar ortak değeri bulunan iki ülkenin arasına şüphe, mezhep ayrılığı ve sosyal medya kışkırtmaları sokmak kimin işine yarar? Cevap, kardeşliğin zayıflamasından kazanç sağlayanların aradığı fırsatta saklıdır.
Tarihin Ortak Hafızası: Cumhuriyet Öncesinden Günümüze
Türkiye ile Azerbaycan iki dost değil, iki kardeş ülkedir. Ortak dil, edebiyat, gelenekler ve tarihî tecrübeler kardeşlik bağını beslemiştir. Osmanlı Devleti ile Azerbaycan Türkleri arasındaki dayanışma, özellikle 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’nün kurtuluşundaki rolüyle unutulmaz bir tarihî anlam kazanmıştır. Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir” sözü, bu anlayışın özlü ifadesidir.
Azerbaycan’ın Sovyet hâkimiyetine girmesiyle resmî ilişkiler kesintiye uğrasa da gönül bağı kopmamıştır. 18 Ekim 1991’de bağımsızlığını yeniden kazanan Azerbaycan’ı Türkiye, 9 Kasım 1991’de tanıyan ilk ülke olmuştur; diplomatik ilişkiler 14 Ocak 1992’de kurulmuştur. Bu tarih, yalnızca diplomatik bir başlangıç değil, kardeşliğin devlet politikası olarak yeniden hayat bulduğu gündür.
Ebulfez Elçibey dönemi, millî kimlik ve Türkiye ile yakınlaşma idealinin güçlü biçimde öne çıktığı bir dönemdir. Haydar Aliyev, “Bir millet, iki devlet” anlayışıyla ilişkilerin kalıcı bir stratejik zemine oturmasına katkı sağlamıştır. İlham Aliyev döneminde ise enerji, ulaştırma, savunma ve diplomasi alanlarındaki iş birliği derinleşmiş; 15 Haziran 2021 tarihli Şuşa Beyannamesi ile ilişkiler müttefiklik seviyesine yükselmiştir. Böylece tarihî kardeşlik, somut kurumsal iş birlikleriyle güçlendirilmiştir.
Karabağ Zaferi: Kardeşliğin Sözden Eyleme Dönüşmesi
2020’deki 44 günlük Vatan Muharebesi ve ardından gelen gelişmeler, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etme mücadelesinde tarihî bir dönüm noktası oldu. Türkiye’nin siyasi ve manevi desteği, iki ülke arasındaki dayanışmayı bütün dünyaya gösterdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye, sonuna kadar Azerbaycan’ın yanındadır” mesajı bu tutumun açık........
