Vazgeçmek…
Zordur vazgeçmek…
Umudun bittiği yerdir zira.
Ve bir an gelir, en ağır imtihan başlar…
Bir yanda hakikat vardır, öbür yanda hicran.
***
Zordur, zor…
O an, kimse kendini saklayamaz.
Vazgeçmek işte tam burada kabahat ya da erdem olur.
Akıl, vicdan, sevgi, muhabbet, inanç, onur, şahsiyet; her şey dökülür ortaya.
Ya bunlardan vazgeçecektir…
Yahut vazgeçişi dayatandan.
Yeri gelir işten, yeri gelir eşten, yeri gelir dosttan…
Kimi zaman aşktan, kimi zaman da en güçlü ‘iddia’dan…
Hele ki bunu dava edinmişse…
***
Hiç kolay değildir, bir davanın bittiğini…
Bir ömür, inançla bağlanan her şeyin çöktüğünü kabullenmek.
Göre göre, bile bile görmezden gelse ne fayda!
Hakikat bırakmaz peşini, her vakit çıkar karşısına.
Ya pes edecektir, ya bekleyecek…
Dedik ya, kolay değildir vazgeçmek.
Her vazgeçiş, derin yaralar açar insana...
Toplum baskısı, bireysel çatışma, hesaplaşma…
Bu yüzden iç ses yükselir; nereye kadar?
“Biraz daha bekle… Biraz daha, biraz daha.”
***
Bugün toplumların en büyük yaralarıdır işte, bu çökmüş davalar.
En ağırını da siyasette yaşıyoruz şüphesiz.
CHP misal…
En koyu CHP’liler, yıllardır uyardığımız hakikatle yüzleşmekteler.
Türkiye’nin kurucusu olmakla övündükleri partilerinin, Türkiye’nin........
