Mekke’yi korumayalım mı?
Kudüs’te bulunan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa, İsrail tehdidi altında…
Arzımevut sapkınlığıyla yayılmacı politikasını sürdürmeye çalışan soykırımcı Netanyahu hükûmeti, bölgedeki bütün ülkelerin toprağında gözleri olduğunu açıkça ilan etti.
Lübnan ve Suriye’ye işgal girişimlerinin ardından, ABD’yi de sürüklediği İran savaşı, bölge ülkelerini ‘istikrarsızlık’ tehlikesi ile yüzleştirdi.
Güvenliğini ABD’ye teslim eden ülkeler, İran’dan gelen hava saldırıları sonrası, kendi savunma gücünü oluşturmaları gerektiğini öğrendi.
Dahası, ‘birlik olunmazsa, bir gün sıranın kendilerine de geleceği’ endişesi pekişti.
Özellikle Gazze soykırımı ile birlikte bölgede ‘birlik’ çağrılarında bulunan ve bu yönde aktif bir diplomasi yürüten Türkiye; komşuları Suriye ve Irak’ın istikrara kavuşması için sahada da önemli çalışmalar yürüttü.
Bunun son örneği, İran oldu. Kürtleri kullanarak İran’ın zayıflatılmasının önüne yine Türkiye’nin çabaları geçti.
Kışkırtılan Pakistan-Hindistan ve Afganistan-Pakistan savaşları, sadece Orta Doğu değil, Asya’dan Afrika’ya kadar, bölgenin yeni güvenlik şemsiyelerine ve savunma ittifaklarına ihtiyacı olduğunu gösterdi.
Ve önceki gün Müslümanların kutsal şehri Mekke’de tarihî bir adım atıldı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan liderleri, ortak savunma paktı imzaladı.
Üç ülkenin savunma anlaşmasında en çarpıcı madde; üyelerden birine gerçekleştirilecek saldırının hepsine yapılmış sayılacağı.
Tıpkı NATO’nun kritik 5. maddesi gibi.
BM Şartı’nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkı temelinde varılan anlaşma, hiçbir şekilde herhangi bir ülkeyi hedef almıyor, tamamen savunma amaçlı, caydırıcı bir ittifak olarak ortaya çıkıyor.
Nitekim anlaşma, savunma sanayiinde iş birliği, askerî koordinasyon ve ortak tatbikatlar yapılmasını öngörüyor.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi M. bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şerif ile birlikte Mekke’deki Safa Sarayı’nda Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kolektif caydırıcılığı esas alan ittifakın, tüm kardeş ülkelere yani yeni üyelere açık olduğunu belirtti.
Tabii epeydir üzerinde konuşulan bu ittifakın kuruluşunda Mısır’ın neden yer almadığı merak uyandırdı.
Dünyada büyük ses getiren sürpriz anlaşma, Amerika’nın, NATO müttefiki Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu ittifaka nasıl yaklaşacağı, İsrail ya da İran’a karşı mı kurulduğu, küçük bir kıvılcımın bile bu ülkeleri topluca savaşa sokarak bölgeyi ateşe mi atacağı, özellikle Pakistan’ın elindeki nükleer güç sebebiyle yeni riskler mi doğduğu şeklinde tezviratlar yapıldı.
İttifaka yeni katılımların........
