menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Osmanlı zarafetinin meydandaki imzası

19 0
28.07.2026

İstanbul’un tarihî kalbinde, Topkapı Sarayı’nın Bab-ı Hümayun kapısının hemen önünde durup başınızı kaldırdığınızda, size Osmanlı zarafetini fısıldayan bir ihtişamla karşılaşırsınız. Karşınızda arz-ı endam eden bu yapı, sıradan bir su kaynağı değil; mimariyle estetiğin, hayırla ihtişamın buluştuğu bir devrin imzası olan III. Ahmed Çeşmesi’dir.

Takvimler 1728 yılını gösterdiğinde, Osmanlı İmparatorluğu estetiğin ve zarafetin zirve yaptığı Lale Devri’ni yaşamaktaydı. Dönemin padişahı Sultan III. Ahmed’in emri, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın büyük destekleriyle inşa edilen bu dört cepheli meydan çeşmesi, temelde üç net amaca hizmet ediyordu: Halka su dağıtmak, şehre kalıcı bir hayır eseri bırakmak ve devletin görkemini sarayın hemen girişinde dosta düşmana göstermek.

Nitekim bu çeşme, sadece devletin gücünü değil, sultanın entelektüel ve sanatsal kimliğini de üzerinde taşır. Çeşmenin ana kitabesi ve tuğralı yazıları, bizzat iyi bir hattat olan Sultan III. Ahmed’in kendi kalemi ve el emeğidir. Sanat tarihçilerinin "Osmanlı Rokokosu'nun (süsleme sanatı) en görkemli örneği" olarak parmakla gösterdiği bu abide eser, birçok........

© Türkiye