Ya Zeynep de iyi olmazsa?
“Maalesef bu bulaşıcı hastalık Bekir’in evini de sarar iki küçük çocuğu ölür” Zeynep halamla ilgili hatıramı anlatmaya devam ediyorum. Zeynep, bu nişan olayına biraz üzülür “ah amcam Hacı şimdi burada olsaydı hiç beni bu adamlara verir miydi? Hiç görmediğim tanımadığım; askerde iki buçuk yıl sonra gelecek adama beni katiyen nişanlamazdı” der bir köşeye çekilir gözyaşı döker. Zaten ne babası ne de analığı Zeynep’in fikrini alma ihtiyacını duyarlar... Zeynep “tanımadığım birine verdiler acaba adam kör mü topal mı sakat mı, ne bileyim?” diye üzülürken, birden beyninde bir umut şimşek gibi çakar “yahu bu nişanlandığım adamda bu sakatlıklar olsa onu asker yapmazlardı. Demek ki nişanlım sağlam biridir. Oh, çok şükür biraz rahatladım” der. Üzüntünün yerini birazcık da olsa sevinç ve sürur alır. Yine kendi kendine “hadi kabul bilmediğim birine verdiler bari adam evde olsaydı da asker........
© Türkiye
