“Bu dünkü misafirimiz değil mi?”
“O zaman meşveret nedir, söz dinlemek nedir bilmiyordum, öneminden habersizdim.”
Yıl 1968, ocak ayının son haftasıydı. Bir sürü engellemelere rağmen, o zaman Siirt’in Baykan ilçesinin bir köyünde ikamet eden bir mübarek zatı ziyaret etmek için senelik izne ayrılmıştım. O zamanlar meşveret nedir, söz dinlemek nedir bilmiyordum. Yani öneminden habersizdim. Bütün ısrarlara rağmen niyetimden dönmedim. Mevsim nedeniyle tüm zorlukları güzel rastlantılarla kolayca aşarak köye ulaşmıştım. Çetin kış şartlarına rağmen dergâh tıklım tıklımdı. Akşam namazı sonrası sofraya davet edildik. Benim önüme çorba ile bisküviden büyükçe üç kek konulmuştu. Duygularım nefsime yenildi ve dedim ki içimden: “Zaten iki günüm yolda geçti, söz de dinlemedim. Öyleyse bu açlığı hak........
