menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel güç mücadelesinde Türkiye’nin stratejik tercihleri

16 0
latest

NATO’nun geleceğini konuşurken öncelikle şu temel soruya cevap aramamız gerekiyor: Gerçekten tek bir NATO’dan söz etmek mümkün mü?..

İttifak üyesi ülkeler arasındaki ilişkiler artık çok daha dikkatli analiz edilmek zorunda. Çünkü NATO’ya üye devletlerin kendi ulusal çıkarlarını ve şekillenmekte olan yeni küresel düzenden beklentilerini göz ardı etmek mümkün değildir.

Bunun yanında, NATO’nun temel askerî gücü olan ABD’nin kendi iç siyasi ve stratejik dönüşümünü de hesaba katmak gerekiyor.

Avrupa ise kendi içinde ciddi çelişkilerle karşı karşıya.

NATO’nun Ankara Zirvesi sona erer ermez Avrupa Parlamentosu’nun 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı üzerinden Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik ağır ithamlar içeren bir kararı kabul etmesi, bunun somut örneklerinden biridir. Ardından Yunanistan Başbakanı’nın Türkiye’yi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni “tehdit” olarak tanımlaması da aynı tabloyu tamamlayan gelişmeler arasında yer aldı.

Aslında bütün bunlar, NATO’nun kendi içindeki çelişkilerin dışa vurumudur.

Çünkü NATO yalnızca bir askerî ittifak değildir; aynı zamanda kendi içinde rekabet eden devletlerden oluşan bir yapıdır.

Soğuk Savaş yıllarında karşıda Varşova Paktı vardı. NATO’yu bir arada tutan temel unsur da buydu. Bugün ise ortak tehdit algısı büyük ölçüde farklılaşmış durumda. Her NATO üyesinin “öncelikli düşmanı” artık aynı değildir.

“Hangi NATO, hangi Avrupa?”

Bu nedenle artık “Hangi NATO?” sorusunu sormak zorundayız.

Aynı şekilde “Hangi Avrupa?” sorusuna da cevap aramak gerekiyor.

Buradan daha derin bir........

© Türkiye