İran halkı, rejim ve saldırılar...
İran meselesi ve jeopolitiği üzerine çok konuşuyoruz. Görünen o ki önümüzdeki dönemde bu konuda farklı yorumlarla daha sık karşılaşacağız. İran’ın sahip olduğu çok katmanlı yapı, rejimin sert yöntemleri ve Devrim Muhafızları’nın neredeyse tek güç olarak öne çıkması; bu yapının sağladığı imkânlarla giderek daha şahin tutum benimsenmesine yol açıyor. Bu durumun bölgeye nasıl bir gelecek vadettiği ise önemli bir soru olarak karşımızda duruyor.
Farkındaysanız son olaylar nedeniyle İran’a yönelik eleştirileri daha temkinli dile getiriyoruz. İran’ın yayılmacı politikaları sonucunda bölgede yaşanan birçok gelişmeye rağmen bugün ABD ve İsrail saldırılarıyla oluşan savaş ortamı, tavrımızın farklı bir noktada şekillenmesine yol açtı. Bu nedenle odağımızı İran halkı ve onların tercihleri üzerine yoğunlaştırmış durumdayız.
Peki bu yaklaşım, İran rejiminin yıllarca yaptığı hataları ve uyguladığı yöntemleri unuttuğumuz anlamına mı geliyor? Elbette hayır. Ancak İran meselesini değerlendirirken ihtiyatlı bir dil kullanmayı tercih ediyoruz. Toplumsal hafıza ve millî kodlar açısından bakıldığında Türkiye ile İran arasında geçmişten gelen birçok olumsuz hatıra da bulunmaktadır. Fakat bugün içinde bulunduğumuz şartlar farklıdır. Bu tarihsel hafızayı bugün yeniden devreye sokmanın İsrail’in işine yarayabileceği ve Müslüman coğrafyada yeni siyonist senaryoların zeminini hazırlayabileceği gerçeğini de not etmek........
