Nereden buldun?!
2004 veya 2005; AK Parti iktidarının ikinci veya üçüncü yılı olmalı. Bir gün parti yönetiminden dört kişi ziyaretimize geldiler. Onlardan üçünü, Âkif Gülle, Bülent Gedikli ve Ömer Yılmaz’ı hatırlıyorum. Hâl-hatır sormadan sonra "sebeb-i ziyâret"lerini açıkladılar:
-Abi, nasıl gidiyoruz, ne diyorsunuz?
Cümle aynen böyleydi. İstişare kültürü canlıydı. Bunun için gelmişlerdi. Misafir milletvekilleri, sözleriyle duruşlarıyla samimilerdi. Bu içtenlik karşılıksız kalamazdı…
-Mâdemki bize itibar ederek buraya kadar yoruldunuz; gördüğümüzü, düşündüğümüzü olduğu gibi anlatmazsak bu itibara da aradaki dostluğa da ihanet etmiş oluruz. Kazanılmış şu başarıyı sakın ola ki tek başına kendinizden bilmeyin…
Onlardan biri araya girerek "hayır bilmiyoruz!" dedi. Biz devam ettik; bu neticede nice yazarın, şairin, derneğin cemiyetin, ağzı dualının… payı vardır…
Biz, konuşurken Âkif Bey bir stenograf gibi kelime atlamadan not tutuyordu:
-Geçen gün şöyle bir hadise yaşadım, dedim; Sn. Erdoğan’ın özel kalem müdürünü aradım. Bir sebeple Başbakan’a ulaşmam lazımdı. Ahizenin diğer ucundaki ses bana şöyle cevap verdi:
-Şimdi müsait değiller, sonra yine arayın!
Muhalif bir yazar arasa; bu kimse böyle mi cevap verir, yoksa "not aldık, geldiklerinde size dönüş yaparız" mı derdi? Allahü teâlâ, iki asırdan bu yana, böyle bir neticeyi, bu millete büyük bir fırsat olarak verdi. Eğer; nîmetin kıymeti bilinmezse korkarız ki elden alınır ve kıyamete kadar bir daha ele geçmez…
Daha bir hayli mesele konuştuktan sonra misafirlerimizi onlar da biz de memnun şekilde uğurladık. İki hafta sonra Sn. Âkif Gülle ile telefonlaştık. Şunu haber verdi:
-Söylediklerinin hepsini Reise anlattım; burası karıştı; özel kalem müdürü de görevden alındı…
O günkü ziyaretçilerimiz, Allah, hayrlı ömürler versin, hayattalar. Şu yazdıklarımız kendileriyle paylaşıldığında eminiz ki naklettiklerimizi teyidle kalmayacak, daha fazlasını dile getireceklerdir…
Devlet idare edenlerin de şirket yönetenlerin de bir öteden beri gelen samimi dostları, yol ve dâvâ arkadaşları vardır. Bir de etrafına sonradan doluşanlar, etrafı kuşatanlar. Bunlardan bazıları dün, lideri aşağıladığına bakmadan bugün milletvekilliği kapmak........
