Düşüş
Tarihçiler, 6,5 asır ömür süren ve bu sürenin üçte ikisinde dünyaya hükmeden Osmanlı Devleti’nin duraklama ve gerileme dönemleriyle sahneden çekilme sebeplerini izâh ederken 3 kıtada alabildiğine genişlemesini ve merkezden buraları çekip-çevirme zorluğunu da sayarlar…
Kaldı ki Devlet-i Aliyye, adaletle hükmediyordu. “Cihan Devleti” mertebesine yükselmesinde icraatlarında adalet sahibi olmasının birinci derecede payı vardır.
Osmanlı, 20. Asrın ilk çeyreğinde emperyalist devletler ve onların taşeronları üstüne üstüne geldiğinde vatanı onlara terk etmedi. 7 cephede 7 düvelle vuruşa vuruşa hesaplaştı. Bu uzun ve ağır mücadelenin neticesinde yönetim şekli ve Devletin adı değişti ama varlığı devam etti ve devam gidiyor. Böylece Devlet-i Ebed Müddet üst kimliği korunmuş oldu…
ABD, bugün doğrudan veya üsleriyle hemen bütün dünyaya yayılmış vaziyette. Bu cephesiyle Osmanlı-ABD karşılaştırması yapılabilir…
ABD, Soğuk Savaş döneminde farklı coğrafyalara Sovyet yayılmacılığıyla komünizm tehlikesini önleme maksadıyla gelen bir dost olarak kendini ifade ediyordu. Şimdilerdeyse oraları ele geçirme gayesiyle güç gösterisi yapmakta. Bu durum, 2000’lerden itibaren böyle olmaya başladı. Çünkü şimdi artık tek kutup vardı; o da kendisiydi. Bu bir hastalıksa o hastalık Donald Trump’la birlikte ve bilhassa ikinci döneminde ağırlaştı. Trump’ın ikinci döneminde Amerika’nın itibar kaybı büyüdü.
ABD, Venezuela, Küba, Rusya, Çin ve İran’la kavgalı veya kavgaya sürüklenmek üzere. Washington, bu kadar devlet, millet ve cephede mücadele edemez. Devrinin Süper Gücü Osmanlının olmazsa olmaz değeri Î’lâyı Kelimetullah idi. Kendini hâlâ süper güç sanan Amerika’nın değeri ise yer altı ve yer üstü servetlerdir.
Amerikan vatandaşları, bir milletin ferdleri değildir. Bir devletin mensuplarıdır Amerika’da millet birliği değil, hatta ideoloji birliği de değil, menfaat ortaklığı vardır.
Osmanlı âdil bir Cihan Devletiydi. ABD’nin öyle bir derdi yok.........
