Vakit kaybetmeden çıktılar ve atlarını doludizgin sürdüler...
“Mazlumlar da zalimler kadar cesur olmalı. Yoksa dünyada ne nizam kalır, ne de huzur” diye düşünürken eşkıyanın hıçkırıklarıyla kendine geldi.
Doğan Bey için mühim olan kendinin bu vazifeyi noksansız, zamanında yerine getirmesi, din ve dünya saadetine kavuşmasıydı. Ümitleri, güvenleri boşa çıkarmaması, işi geciktirmemesiydi. Yoksa Osmanlıda Doğan çoktu. Biri olmaz, diğeri olurdu. Suçlular da er geç yakalanır, hak ettiği cezalara çarptırırlardı.
“Mazlumlar da zalimler kadar cesur olmalı. Yoksa dünyada ne nizam kalır, ne de huzur” diye düşünürken ağlayan eşkıyanın hıçkırıklarıyla kendine geldi. Yanına gitti. Kollarından tutup yukarı kaldırdı, kucakladı;
- Pişmanlık Allahü teâlânın kulları için verdiği en mühim hususlardan biri. Herkes yaptığı hataları göremez. Görse de geri dönemez. Sen zoru başardın, zoru!
- Hocam Emîr Sultan derdi ki; “Hata ve kusurlarından pişmanlık duymak kadar, uzaklaşmak da lazımdır.”
- Ben de ne diyorsan yapmaya hazırım.
Elindeki kamçısını,........
