Tezatlar kadar, endişelerim de o kadar büyüktü!..
O gece ben hiç uyuyamamıştım. Valizim akşamdan hazır baş ucumda, yatağın içinde döndüm durdum hep. Hacı babamdan hep önce kalkardı canım anacığım. Abdest suyunu hazırlar, bir kelebek hassasiyetiyle uyandırıverirdi, pek hürmet ettiği ve muhabbet dolu olduğu kocacığını. “O hafız-ı kelâm, Kur’ân-ı kerimi ezbere biliyor, ona sırf onun hatırı için, en büyük hürmeti göstermeliyim” der, başka bir şey demezdi. Kocalık hakkı, evin reisi hakkı, hocalık hakkı daha daha neler vardı kim bilir hesaba kattığı, pek bilemezdim. O gece ben hiç uyuyamamıştım. Valizim akşamdan hazır baş ucumda, yatağın içinde döndüm durdum hep. Korku ve endişeyle karışık, cevapsız suallerle doluydu kafam. Türkiye’nin en küçük köyünden en büyük şehrine gidecektim. Kolay mı? Tezatlar kadar, endişelerim de o kadar büyüktü. Canım anacığım sobaya kerme doldurmuş, onun kendine has çatırtısı, kazanından sızan suların çıkardığı cızırtı, her bir kümesten “ü ürü üüüü” diyen horozların; insan ruhuna huzur veren ötüşleri mütevâzı odamızın içini dolduruyordu bu........
© Türkiye
