Orası, insanların uğramadığı vahşi tabiat parçasıydı...
Erkara, Aşır ve Palabıyık, Kripto ve arkadaşlarını Karahan’a kadar getirip kapı önünde bırakmış, kimseciklere görünmeden de geri dönüyorlardı.
Adam çok şaşırmıştı. Tabaktan bir elma da o aldı. Avucunda tutup aynı hareketi yaparak sıktı, çevirdi. “Olamaz!” diyerek, Doğan Bey’in arkasından kendi kendine şaşkınca mırıldandı.
“Yahu, nasıl kopardı bunu?"
Doğan Bey, başı önde merdivenlerden çıkarken Sarıkız, ona edalı ve hoş bir ifadeyle hayran hayran bakıyordu.
Sever elbet demişler.
Erkara, Aşır ve Palabıyık, Kripto ve arkadaşlarını Karahan’a kadar getirip kapı önünde bırakmış, kimseciklere görünmeden de geri dönüyorlardı.
Aşırı yorgunluklarını biraz gidermek ve hayvanların karnını doyurmak için bir göze yakınında durdu, yanlarında getirdikleri yiyecekleri çıkarıp münasip bir yere koydular. Atların dizginlerini çözdü, uzun bir iple ağaçların dallarına bağladı, otlamalarına ve su içmelerine imkân verdiler.
Burası, üzeri kuşburnu, ahlat, çeşitli yabani meyve ağaçlarının bulunduğu iki tepe arasında kalan, soğuk........
