Memleketine âşık, cesur bir serdengeçti lazımdı...
Padişah, yaşayan ölü gibiydi. Hesapta olmayan bu içten vurulma çok ağır gelmişti. Aldatılmaya, kandırılmaya utanıyor, sıkılıyor, hayıflanıyordu.
Yıldırım Beyazıd Han, odasına çekildikten sonra, Emîr Sultanı, Gazi Evrenos, Beyazıd Paşaları ve Süleyman Çelebi’yi ayrıca hususi mütalaa için kabul etti.
Şerefsiz hainler, sözleri yalan dolanmış,
Hakikatler gizlenmiş, balçıklarla sıvanmış.
Ecdadımız ne korkak, ne sapık, ne satılmış,
Onların ak alnına ne çamurlar atılmış.
Hazan mevsimini yaşayan Bursa, yeşilin yerini sarıya, turuncu renklere bırakmış, kızıl Bursa olmuştu sanki. Akşamın alaca karanlığında kalın gri bir sis tabakası da her şeyi bir daha görünmemek üzere gizlemeye çalışıyordu âdeta. Padişah, artık mermer havuzlu büyük bahçenin rengârenk güllerini, her biri olgunlaşmış çeşitli meyvelerini görmüyor, koklamıyor, tadına bile bakmıyordu.
Gece rüyalarına giren Kostantiniye’nin fethini rafa kaldırmış, Timur Han’dan kaçarak vatanına sığınan, "imdat” isteyen beylere olan desteğini ertelemişti. Yaşayan ölü gibiydi. Hesapta........
