Doğan Bey’in nikâh sepetindeki gülleri hatırladı Gülşah...
Şakalaşmanın hedefinde hep Gülşah vardı. Ona sataşmadan edemiyorlardı... Saçını, başını çekiyor, çekiştiriyorlar. Gülüşüp duruyorlardı...
Hepsi de, Osman Gâzi’nin, Bizans tekfurlarıyla yaptığı cenklerin menkıbelerini dinleyerek büyümüştü. Yine de tekrar etmekten büyük bir zevk alıyorlardı. İnegöl baskınını anlatan Dürdane, birden durdu. Muziplik olsun diye;
- Yarın, Akıncı Doğan Bey’in menakıbını duyarsak hiç şaşmam.
- Eksik söyledin Dilara!
- Gülşah ve Doğan Bey olmalıydı.
- Kerem ile Aslı gibi mi yani?
- Hayır! Yusuf ile Züleyha, Ferhat ile Şirin gibi.
Sonu gelmez şakalaşmanın hedefinde her nedense Gülşah vardı. Ona sataşmadan edemiyorlardı. Tuzak kuruyorlar. Saçını, başını çekiyor, çekiştiriyorlar. Gülüşüp duruyorlardı.
Tozpembe nefsin düşü,
Yaşlarla dolsun gözler,
Gönül kazansın sözler,
Pek temiz olsun özler,
Köşkün iki kanatlı cümle kapısı açıldı. Kızlar konuşmaları, gülüşmeleri kesip o tarafa baktı. Evin küçükleri,........
