Dar Bursa sokaklarında yürüyüp Somuncu Baba Mescidine geldi
Kripto, bu sessiz şikâyeti daha fazla duymamak için gözlerini kapadı. Bir anaç tavuk edasıyla kabardı. “Her taraf karanlık, karanlık!” diye inledi.
Tiksinerek parmaklarının ucuyla tuttuğu geniş, bol körüklü poturunu bir müddet havada salladı. Sonra da canlı biriyle, samimi ahbabıyla konuşuyormuş gibi; “Zavallı ve garip pantolonum…” diyerek bir iç geçirdi. “Arkadaşlığımız daha ne kadar sürecek kim bilir?” diyerek kirli ve kıllı bacaklarına çekti.
Kötü arkadaş seni, kullanıp çöpe atar,
Menfeaati düşünür, beş kuruş için satar.
Yüklüğün altından kıvrık ucu görünen kalın ipek pelerine takıldı gözleri. O gün birbirinden güzel kadınlar nasıl da özene bezene, nazlandırarak giydirmişlerdi. “Ah! Ah! Ne gündü o?” diye söylenerek eğildi. İpeği biraz daha zorlanarak çekti kokladı. “Kadınların kokusu hâlâ duruyor” diyerek derin derin içine çekti. Nazikçe okşadı.
Sanki lisan-ı hâl ile ona diyordu ki bu ipek elbise; “Sana acıyorum Kripto. Lakin beni niçin o........
