Bir mevta sessizliğinde hayallerine dalıp gitti...
Doktor çıkarken dedi ki: “Çelebi’nin âsâbı bozuk! Onu sıkıntılara düşüren sebep ortadan kalkmadıkça da rahatlayamayacak.”
Süleyman Çelebi, yine bu gece derin ızdırap içinde kıvranıyordu. Matlube Hanım baş ucundan ayrılmıyor, onun için dualar ediyordu. Bugün, Beyazıd Paşa’nın gönderdiği doktor gelmiş, uzun uzadıya muayene etmişti. Doktor çıkarken;
“Çelebi’nin âsâbı bozuk! Onu sıkıntılara düşüren sebep ortadan kalkmadıkça da rahatlayamayacak.”
Demişti. Hâlbuki Matlube Hanım bunu biliyordu. Hiçbir şeyinin olmadığından, sıhhatinden, aklının başında olduğundan hiç şüphesi yoktu.
Yatağında gözlerini bir noktaya dikti. Bir mevta sessizliğinde hayallerine dalıp gitti. Aklına neler gelmiyordu ki? Boşa koyuyor dolmuyor, doluya koyuyor almıyordu. Nereden gelmişse gelmiş, karabasan gibi mutluluklarının üzerine bir Cumâ vakti çöreklenivermişti bu kör olasıca… Ne ileri gidiyor, ne de geri. İnat etmişti. Bu aileyi bitirmeye kararlıydı sanki. Birbirine benzeyen içinden çıkılması zor düşünceler kadar insanı bitiren bir azap........
