menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kardeşim Ahmet Ekinci’yi uğurlarken…

31 0
03.05.2026

Geçtiğimiz hafta cumartesi. Öğlen saatleri. Pazar günü sizlerle beni buluşturan yazımı tam da yazmak üzere oturduğum vakitler.

Babamdan gelen bir mesajla sarsıldım. Yazım yarım kaldı. 32 yaşındaki bir gencin hikâyesi yarım kaldı. Bir annenin, bir babanın, üç ağabeyin evin en küçüğüne dair hayalleri yarım kaldı.

Her şey insan için. Allah’tan geldi, ona döndü. Kardeşim Ahmet’i 32 yaşında ebedî âleme uğurladık.

İnsanı ölüme ölümler hazırlarmış. Yakın çevremden ilk kaybım oldu. Hem de bu kayıp elime doğmuş, elimde büyümüş, okula kayıt olmaya, veli toplantısına, alışverişini yapmaya elinden tutup götürdüğüm en küçük kardeşim oldu.

Kardeş diye, anne diye, baba diye sarıldığımız o bedenin aslında sadece bir elbise olduğunu yakının ölümü öğretiyor.

Ölümün de bu odadan yan odaya geçmek kadar farksız olduğunu. Ne kadar öğrendik, zaman gösterecek.

Nicedir düşünürdüm, ailemden biri bir gün vefat ettiğinde ne yapılması gerektiğini, hele de o acılı hâlde nasıl bileceğiz diye. Meğerse hiçbir şey bilmenize gerek yokmuş. Gerçekten de devletimiz kurumlarıyla, yerel yönetimleriyle kusursuz işletiyor süreci. Tek zor olan şey yakın bir mezar yeri bulmak. Onun dışında cenaze hizmetlerinde. Hem devlet kurumlarımıza, hem İstanbul Büyükşehir Belediyesine hem de Başakşehir Belediyesine teşekkür ediyorum.

Türk insanının zor zamanda birbirinin nasıl yanında olduğunu gördüm bu süreçte. Mesela geçmişte benim YouTube videolarımı hazırlayan iki kardeş var Ahmet Kasım ve Said Yıldız kardeşler. Belki bir yıldır hiç görüşememiştik.Defin işlemini yaparken dikkatimi çekti, ellerinde kürek ve keserle iki genç kan ter içinde çalışıyor. Bir de baktım iki kardeş. Sanki öz kardeşleri gibi, üstleri başları çamur içinde kalmış. Birinin bembeyaz, yeni spor ayakkabısı kahverengiye dönmüş.

Şimdi gel de bu iki kardeşe ve gelen diğer binlerce insana........

© Türkiye