Tespit, tedbir ve şeffaflık: Fon krizinde atılan güçlü adımlar
Fon krizinde günlerdir herkes ekrandaki kırmızı rakamları, buharlaşan milyonları ve batan fonları konuşuyor.
Maalesef asıl enkaz bilanço tablosunda değil, insanın zihninde kalıyor.
Bir sabah uyanıyorsunuz; 131 fon tasfiyeye alınmış, 455 bini aşkın tekil yatırımcının haklarının ve birikimlerinin ne ölçüde, hangi takvimle karşılanacağı sorusu gündemin merkezine yerleşmiş.
Bu tablo sadece ekonomik bir sarsıntı değil. Her rakamın arkasında geleceğini sisteme emanet eden insanların hayatı da var. Dolayısıyla mesele, finansal sistemin vatandaşı ne kadar koruyabildiğinin devasa bir sınavıdır.
Tam da bu noktada sapla samanı birbirine karıştırmamak, analizi doğru yerden kurmamız gerekiyor.
Devletimizin varlığına ya da kriz anında olaya el koyan siyasi iradeye haksızlık etmek ne kadar yanlışsa; sistem içinde görevini eksik yapan, denetim mekanizmalarını işletmesi gereken bürokrasinin sorumluluğunu es geçmek de o kadar yanlıştır.
Devletimizin kriz karşısındaki müdahale iradesi ile bürokrasinin hesap verebilirliği birbirine zıt değil, birbirini tamamlayan sorumluluklardır.
Cumhurbaşkanı’mızın sürece doğrudan müdahil olması, dağınık ilerleyen kriz yönetimine üst düzey bir koordinasyon çerçevesi kazandırdı.
Nitekim 29 Eylül’deki toplantının hemen ardından Fon Koordinasyon Kurulunun kurulması ve Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) inceleme başlatması, bu iradenin somut ve değerli sonuçlarıdır.
Ancak bunun sahadaki karşılığı, kurumların zamanında ve şeffaf bilgi üretmesine de bağlı.
İşte sürecin en çok sorgulanması gereken kısmı da sanırım burası!.. İlk teşhis ile krizin patlak vermesi arasındaki uzun zaman dilimi...
Resmî kayıtlara ve Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) açıklamalarına baktığımızda net bir kronoloji görüyoruz.
Riskler dün ortaya çıkmış değil.
2025’in son çeyreğinde gözlemlenmiş; 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesinde ele alınmış, ertesi gün SPK bünyesinde çalışma grubu oluşturulmuş.
2026 boyunca düzenleme hazırlıkları yürütülmüş, Takasbank, Borsa İstanbul, MKK ve sektör temsilcilerinin görüşleri alınmış ve 28 Ağustos’ta ilgili rehber yayımlanmış.
Bu kronoloji, devlet kurumlarının bir tehlikeyi önceden sezdiğini ve masaya yatırdığını........
