menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ömer Muhtar’dan bugüne: Manevi jeopolitiğin mirası

32 0
16.08.2026

Devletlerin dış politikası, yalnızca çıkarların soğuk hesabıyla açıklanamaz. Hele ki söz konusu coğrafya, tarihin hâlâ bugünün siyasetine yön verdiği bir coğrafyaysa…

Türkiye’nin Libya’dan Mısır’a, Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanan son dönem diplomasi trafiğini de yalnızca “normalleşme” ya da “bölgesel nüfuz” kavramlarıyla okumak, meselenin esasını ıskalamaktır.

Çünkü Ankara’nın elinde, başkalarının sahip olmadığı bir imkân var: Tarihin hafızası.

Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Bingazi’de Ömer Muhtar’ın kabri başında dua ettiği o kare Türkiye’nin kendisine omuz verenleri unutmayan, tarihine ve dostlarına vefasını koruyan devlet geleneğinin anlamlı bir tezahürüydü.

Bugünü anlamak için bazen bugünden çıkarak: haritaların, anlaşmaların, diplomatik protokollerin ve devletler arası hesapların gerisine bakmak gerekir. Zira bazı coğrafyalarda dün ile bugün arasındaki bağ kopmamıştır; diplomasi de işte o bağın üzerinden yürür.

İşte Libya bunun en canlı örneklerinden biri...

115 yıl önce Trablusgarp çöllerinde aynı istiklal duygusuyla yan yana gelen Gazi Mustafa Kemal ile Ömer Muhtar’ın hikâyesi, bugün yalnızca tarih kitaplarının konusu değil. O hikâye, Türkiye’nin Libya’ya bakışında hâlâ yaşayan ve yaşatan bir hafızadır.

Ömer Muhtar’ın mezarı başında edilen dua bu nedenle sıradan bir diplomatik jest olarak okunamaz.

Bir devlet bazen bir mezarın başında yalnızca geçmişi selamlamaz. Geçmişten bugüne uzanan bir sözün hâlâ unutulmadığını da gösterir.

Türkiye’nin Libya politikasını anlamak için biraz da buradan bakmamız gerekiyor.

Çünkü Libya’nın hikâyesi yalnızca Trablus ile Bingazi arasındaki siyasi ayrışmanın hikâyesi değil. Libya, yıllardır başkalarının hesaplarının da görüldüğü bir sahne olmuştur. Bölünmüşlük, dış müdahaleler için her zaman elverişli bir zemin oluşturmuştur.

Türkiye’nin ortaya koyduğu yaklaşımın kıymeti de tam burada ortaya çıkıyor.

Ankara, Libya’nın parçalanmışlığını kendi nüfuz alanını genişletmek için kullanmak yerine, doğusu ile batısının yeniden aynı devlet çatısı altında buluşabileceğine inandı ve bu inancı kararlı bir........

© Türkiye