İmamoğlu’nun mağduriyet siyasetinin son kullanma tarihi: Bir belediye başkanlığı kaç avro eder?
Türkiye’nin bugün önündeki soru, yalnızca bir soruşturma dosyasının içeriğinden ibaret değil.
Asıl soru; siyasetin neye dönüştürüldüğü, siyasi makamların hangi ilişkiler üzerinden şekillendirildiği ve seçmenin yıllardır hangi iletişim yöntemleriyle yönlendirildiğiyle ilgili.
19 Mart’tan bu yana Türkiye’ye anlatılan hikâyeyi hatırlayalım.
Bir tarafta “siyasi operasyon” ve “demokrasiye müdahale” suçlamaları, diğer tarafta “seçilmiş iradenin hedef alındığı” savunması vardı.
Ekrem İmamoğlu ve siyasi çevresi, yaşananları hep tek bir çerçeveye oturttu: “Erdoğan, sandıkta yenemeyeceğini düşündüğü rakibini yargı eliyle tasfiye ediyor.”
CHP yönetimi süreci darbe olarak nitelendirirken, hükûmet ise bunun siyasi değil, hukuki bir süreç olduğunu savundu.
Peki mahkeme salonlarında dile getirilen farklı beyanlar, para trafiğine ilişkin iddialar, belediye yönetimindeki bazı isimler hakkında ileri sürülen çıkar ilişkileri ve Muhittin Böcek’in gündeme getirdiği 15 milyon avroluk adaylık iddiası?
Bunların tamamını “Erdoğan’ın senaryosu” diyerek geçiştirmek nasıl mümkün olabilir?
İşte mağduriyet siyasetinin duvara çarptığı yer tam da burasıdır!
2019’dan bu yana ekranlarda ısrarla söylediğim bir şey var; "Yalnızca mağduriyet üzerine inşa edilen siyasal iletişim, bir süre sonra kendi ağırlığı altında ezilir."
Bir siyasetçi sürekli kumpasa uğradığını anlatarak kısa vadede güçlü bir mobilizasyon sağlayabilir ancak siyaset yalnızca mağduriyet anlatısından ibaret değildir ki...
Bir noktadan sonra seçmenin şu soruyu sorması gerekmez mi? “Peki senin yaptıkların ne?”
Ben bu yaklaşımı savunduğumda çok ağır yaftalamalara maruz kaldım; “iktidar yanlısı” ya da “muhalefet düşmanı” ilan edildim.
Oysa söylediğim çok basitti; Siyaset kişilere tapınma sanatı değildir.
Bir siyasi figürün demokratik meşruiyetini savunmak, onu hesap vermekten muaf tutmak anlamına gelmemeli. İBB davasının duruşmaları ilerledikçe kamuoyunun önüne yalnızca siyasi sloganlar değil, farklı sanık ve tanıkların beyanları da geliyor.
Etkin pişmanlıktan yararlanan isimlerin ifadeleri de diğer delillerle birlikte sınanıyor. Hukukun gereği de budur.
Bir........
