Mazlumun ve kimsesizlerin sesi olmak…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM’de yaptığı manifesto niteliğindeki konuşması dünyada büyük yankı uyandırdı. Özellikle BM’nin yapısı ve Filistin meselesine dair en çarpıcı ifadeler bir kere daha kayıtlara geçti…
Birleşmiş Milletler (BM) Teşkilatı kürsüsünden on altıncı defa dünyaya seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “kelamı ile kalbi arasına herhangi bir perde koymadan” içinden geldiği gibi, tam bir samimiyetle düşüncelerini ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanının böyle bir konuşma yapması özellikle bekleniyordu… Dünyanın bir kaos ortamına sürüklendiği bu zamanda, “son otuz yılın en kanlı döneminin yaşandığı” bir sırada, çözüme yönelik cesur düşüncelere ihtiyaç çok büyük… Ne var ki, dünya siyasetine yön veren kişi ve kuruluşlar, büyük bir kısırlık ve ürkeklik içinde debeleniyor. Gerçekleri dile getirmekte cesur davranamıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan işte tam bu noktada; ağırlık merkezi kanayan yara Filistin ve Gazze olmak üzere, bölgesel ve küresel ölçekte dünya barışını tehdit eden yakıcı meseleleri çok açık ve net şekilde kritik etti. Filistin meselesi konusunda, görevini tamamlamış bulunan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres bile, Gazze’deki soykırımı yarım ağızla ifade ederken, bu insanlığa karşı suçun asli failinin İsrail haydut devleti olduğunu dile getirmeye cesaret edemiyor… Ama elli yıllık siyasi hayatı boyunca, her vesileyle Filistin davasını savunan Cumhurbaşkanı, bir kere daha bütün dünyaya haykırarak, Gazze ve Batı Şeria’daki soykırım suçu karşısında sessiz kalınmaması ve İsrail’e daha fazla baskı yapılması çağrısında bulunuyor… ABD’nin Filistin Devlet Başkanı Abbas’a iki yıldır BM Genel Kuruluna katılması için vize vermediğini hatırlatarak tepkisini koymaktan geri durmadı. Ve Cumhurbaşkanı, Filistin Devletini boğma yolundaki teşebbüslerin asla neticeye varamayacağını üstüne basa basa bir kere daha dünyaya duyurdu.
Gazze’de yaşanan insanlık felaketini en keskin ifadelerle duyuran Erdoğan, 74 bin kişinin hunharca........
