Türkiye’de eğitim ve gençliğin hâli
Dünyadaki her milletin ve bütün eğitim kurumlarının temel gayesi vatanına, milletine faydalı fertler yetiştirmektir. Aksi hâlde toplumları parçalayabilecek bir problemler yumağıyla karşı karşıya kalınır. Şüphesiz sağlam bir toplum inşa etmek meşakkatli bir süreçtir. Bunun temelinde fedakârlık, millî şuur ve en mühimmi eğitim-öğretim faaliyetleri yer alır. Bu sebeple son derece dikkatli ve titiz -âdeta bir kuyumcu hassasiyetiyle- hareket etmek mecburiyetindeyiz.
Evet, eğitim toplumların hayatında ciddi bir rol oynar. Zira geleceğin yöneticilerinden en alt kademedeki işçilere kadar herkes bu sistemin içinden geçer. Bu sebeple farklı düşünceleri aynı masa etrafında buluşturma çabasının arka planında bu zorluk yatar. Nasıl ki bir milletin vatan topraklarında huzur ve asayiş içinde yaşayabilmesi iyi eğitilmiş bir orduyla mümkünse, aynı şekilde ideal sahibi kadroların yetiştirilmesi de şuurlu bir eğitim sistemiyle mümkündür.
KAÇIMIZ KAFA YORUYOR?
Ancak bugün etrafımıza baktığımızda cemiyet, karmaşık bir hayatın ve aşırı bir gündemin içinde debelenip durmaktadır. Acaba cemiyeti bu çıkmaza sürükleyen sebeplerin neler olduğuna kaçımız kafa yoruyor, çözüm arıyor? Bir milletin gündemi sadece spor ve aktüel siyasetten mi ibarettir?Johann Wolfgang von Goethe “Geçmişte her şey söylenmiştir; bize düşen, söylenenleri yeni bir kalıba dökerek yeniden ifade etmektir” der. Gerçekten de biz zengin bir kültüre sahibiz. Ancak günümüzde yaşanan gelişmelere baktığımızda bir yerde ciddi aksaklık olduğu açıkça görülmektedir.
NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ?...
Son zamanlarda okullarda ardı ardına yaşanan üzücü hadiselerde, eğitim sisteminin ve ailelerin de sorumluluğu vardır. Maksadımız elbette suçlu aramak değildir; bilakis, nerede hata yapıldığını ortaya koymaya çalışmaktır.Türkiye’de bugün eğitim meselesi her zamankinden daha önemli bir hâle gelmiştir. Devletimiz bu alanda her türlü maddi imkânı seferber etmektedir. Ancak kültürel açıdan aynı şeyi yaptığını söylemek ne kadar mümkündür? Bunu cevabını takdirlerinize bırakıyoruz.
GENÇLİK HIRÇIN DALGALARLA BOĞUŞUYOR!..
Sağlam bir aile yapısı oluşturmanın yegâne yolu, ahlaklı ve erdemli fertler yetiştirmekten geçer. Fakat dünya bir yandan bunun mücadelesini verirken, diğer yandan da gençleri sosyal medyanın girdabına sürüklemektedir. Hâl böyle olunca, hırçın dalgalar arasında kalmış bir tahta parçası gibi sağa sola savruluyoruz. Bu durum, gençleri pusuda bekleyen tehlikelerin pençesine düşürmekte; onları millî ve manevî değerlerinden uzaklaştırmaktadır.Okullar, yalnızca bilgi aktarmakla yetinmemeli; aynı zamanda öğrencileri manevî yönden de yetiştirmelidir. Zira bir insan ne kadar fizik, kimya ya da astronomi bilgisine sahip olursa olsun, sağlam bir manevî eğitim almamışsa bir gün öfkesine yenik düşebilir.
ÖĞRETMEN SAYISINI ARTIRMAK ÇARE DEĞİL
Önemli meselelerin başında, öğretmen sayısını artırmaktan ziyade onları kendi kültür kaynaklarıyla buluşturmak gelmektedir. Kültürümüzde mühim bir yere sahip bir romancımızdan söz ederken bir meslektaşımın “Hocam, o hangi şarkıcı?” diye sorması, meselenin vahametini açıkça göstermektedir.........
