menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Geleceğimiz suça mı sürükleniyor?

30 0
26.04.2026

Uzun zamandan beri gündemimizi çocukların suça sürüklenmesi olayı meşgul ediyor. Yakında zamanda Şanlıurfa ve Kahramanmaraş şehirlerimizde küçük yaşta iki öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı hadiseleri de işin tuzu biberi olmuş, hepimizi dehşete düşürmüş, geleceğe dair endişelerimizi daha da artırmıştır. Lakin bir taraftan giden masum canlara ağlarken, diğer taraftan da alınması gereken tedbirlere kafa yormak zorundayız.

EVVELA PROBLEMİN KAYNAĞI TESPİT EDİLMELİ

Öncelikle problem ve problemin kaynağı tespit edilmeli ki, ona göre çözüm geliştirilebilsin. TÜİK verilerine göre son birkaç yılda çocukların karıştığı suç olayları yüzde 10 artmış, bunun ana sebebinin ise “uyuşturucu tacirleri ve suç örgütleri gibi” yapılar olduğu ortaya çıkmıştır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın bu denli tehlikeli aracıların eline kolayca düşebileceklerini düşünmek, her 10 çocuktan birisinin geleceğe “suçlu-sabıkalı” bir fert olarak taşınacağı gerçeği korku ve endişemizi bir kat daha artırmaktadır. Tehlike bu kadar ciddi hâle gelmişken, üzülerek ifade etmek gerekirse problemler çoğu zaman halının altına süpürülecek kadar bile gündemimizi meşgul etmemektedir! Hâlbuki toplumda korunmaya muhtaç kesimlerin başında ilk sırayı çocuklar almaktadır.

AİLE MEFHUMUNUN ÖNEMİ

Çocuklarımızı korumak için aile kavramının önemi burada da karşımıza çıkmaktadır. Çocuğun şahsiyetinin gelişmesinde ebeveynler olarak çocuklarımıza iyi örnek olmak mecburiyetindeyiz. Çocukların ilk rehberlerinin anne-babaları olduğu gerçeğinin farkında olunarak, onlar için mutlu ve huzurlu bir aile ortamı inşa etmeye, söz ve davranışlarımız ile onlara iyi numune olmaya özen göstermeliyiz. Dürüst olabilmenin, yalan söylememenin, başkasının hakkına, hukukuna saygılı olmanın doğru bir davranış olduğunu önce anne ve babalar olarak bizler bu hasletleri kendimizde yaşatabilirsek çocuklarımıza da benimsetmiş olabiliriz. Aksi hâlde her konuda ve kolayca yalan söylemeyi alışkanlık hâline getirmiş bir ebeveyn yetiştirdiği çocuğa yalan söylemenin kötülüğünü kabul ettirebilmesi herhâlde mümkün olamaz. Her aile dünyada gelmesine vesile olduğu yavrusunu bakıp gözetme, kendisine ve içinde bulunduğu topluma faydalı bir fert olma şuuru ile yetiştirmek sorumluluğunu taşımalıdır.

Çocuğun bedeni yönden sağlıklı yetişmesi için lazım gelen protein ve gıdalara ihtiyacı olduğu kadar, ruhi yönden de sağlıklı olabilmesi için manevi gıdalarla beslenerek yetişmesini sağlamalıdır. Arkasından beddua edilen bir aile olmak yerine, “Seni yetiştiren anne-babadan Allah razı olsun” denilen bir evlat bırakan ebeveyn olmanın yolu ise çocukların gelişiminde gösterdiğimiz bu alakadan geçmektedir. Topluma zararı olmayan, bilakis faydalı işler yapmayı düşünen bir evlat yetiştirmenin sadaka-i cariye (kalıcı hayır) olduğu dinimiz İslam, tarafından da müjdelenmektedir. Her aile kendilerine ilahi bir emanet olan çocuklarına her yönüyle huzurlu bir aile ortamı sağlamayı kendilerine yüklenmiş bir borç bilmelidir. Aile içi huzur ve güven çocukları zararlı dış etkenlerin tesirinden korumak adına önemli bir değerdir. Aile bağları güçlü olan bir ortamda yetişen çocukların, dağınık aile ortamında yetişen........

© Türkiye