menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD İran’a saldırabilir mi?

16 0
10.04.2025

ABD-İran arasındaki gelişmeler

Geçtiğimiz Mart ayı başlarında ABD Başkanı Donald Trump, İran ile nükleer anlaşma müzakere etmek istediğini ve bu hafta İran liderlerine, Batı’nın hızla atom silahı üretme kapasitesine yaklaştığından korktuğu İran İslam Cumhuriyeti ile görüşmeleri öneren bir mektup gönderdi. Trump verdiği röportajda, “İran’la başa çıkmanın iki yolu var; askeri olarak ya da bir anlaşma yaparak,” dedi.[]

Trump’ın İran’a iki ay süre tanıdığı mektubundan sonra ABD, hem Basra Körfezi’ndeki hem de Hint Okyanusu’ndaki askeri varlığını önemli ölçüde artırdı; USS Carl Vinson ve USS Harry S. Truman uçak gemileri gibi önemli varlıklarının yanı sıra B-2 hayalet bombardıman uçakları, kargo uçakları ve havadan yakıt ikmal tankerleri konuşlandırdı. ABD, güç gösterisi ve olası askeri eylemi işaret etmek için İran yakınlarında birden fazla B-52 bombardıman uçağı uçuşu gerçekleştirdi. Ayrıca, ABD güçleri İsrail ile stratejik bombardıman uçakları ve savaş uçaklarını içeren büyük ölçekli tatbikatlara katıldı.[]

ABD ordusu, Hint Okyanusu’ndaki son derece stratejik Diego Garcia adasına en az beş adet B-2 Spirit hayalet bombardıman uçağı, üç C-17 kargo uçağı ve on yakıt ikmal uçağı gönderdi. Bu ağır bombardıman uçakları, jet başına 25 tonluk devasa bomba yüküyle hedefleri yok edebiliyor. Bu, ABD’nin beş uçaktan oluşan ölümcül filosunun 125 tonluk bomba taşıyabileceği anlamına geliyor.[]

B-2 bombardıman uçakları, özellikle yoğun düşman hava savunmalarını aşarak 30.000 poundluk (13.600 kg) GBU-57/B Massive Ordnance Penetrator-MOP (sığınak delici) bombaları kullanarak İran’da çok sayıda bulunan derin gömülü ve güçlendirilmiş füze depolarının bulunduğu hedeflere ‘sığınak delici’ saldırılar gerçekleştirebilecek yeteneklere sahiptir.[]

Türkiye-ABD arasındaki gelişmeler

T.C. İletişim Başkanlığından 16.03.2025 tarihinde yapılan açıklamaya göre[] “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel ve küresel gelişmelerin Türkiye ile ABD arasındaki istişareleri her konuda artırmayı gerekli kıldığını, ABD Başkanı Trump’ın Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesi için kararlı ve doğrudan inisiyatif alan adımlarını desteklediklerini, Türkiye’nin savaşın en başından beri adil ve kalıcı barış için gayret gösterdiğini ve buna devam edeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Suriye’de istikrarın yeniden sağlanması, yeni yönetimin işlevsel kılınması ve normalleşme için Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasına birlikte katkı sunmalarının önemli olduğunu, bunun Suriyelilerin yeniden yurtlarına geri dönmelerine imkân sağlayacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’den yeni dönemde teröre mücadele konusunda, Türkiye’nin çıkarlarını gözeten bir anlayışla adımlar beklendiğini, savunma sanayii alanında iki ülkenin iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması, F-16 tedarik sürecinin neticelendirilmesi ve F-35 programına Türkiye’nin yeniden katılımı konularının sonuçlandırılmasının gerekli olduğunu belirtti.”

Yapılan açıklamada, Trump’ın neler söylediğine ilişkin hiçbir bilgi yeralmadı. Ancak Hürriyet Gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi 21 Mart tarihli yazısında “Ama bölgesel gelişmelere ışık tutacağına inandığım önemli bir kulisi paylaşmak istiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki telefon görüşmesinde önemli bir cümle yer alıyor. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Bölgesel politikalarımızda sizinle çalışacağız” diyor.” Selvi, Trump’ın görüşleri hakkında ipucu verdi.[]

ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, ABD’li gazeteci Tucker Carlson’ın internet üzerinden yayımladığı programa konuk olarak dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Trump’ın “muhteşem ve dönüşümsel” bir konuşma yaptığını, olumlu şeylerin gelmekte olduğunu belirtti.[]

Değerli gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller bu gelişmeleri şöyle yorumlamaktadır:

“Dönüşümsel”, Astana’dan Washington’un politikalarına dönüş anlamı taşıyor belli ki…

Astana’ya veda etmek ya da Astana’yı feshetmeden etkisiz bir platform olarak tutmak, haliyle Türkiye’nin İran ve Rusya’yla ilişkilerini olumsuz etkileyecektir, etkilemeye de başladı. ….Rusya’yla sahaya yansıyacak olumsuzluklardan birinin S-400 olma riski belirmiş görünüyor. Trump’a yakın Fox News, ABD yönetimi yetkililerine dayandırdığı haber analizde şöyle dedi: “Trump, iki tarafın, Türkiye’nin S-400’leri çalışamaz hale getirecek bir anlaşmaya varması halinde Türkiye’ye F-35 uçaklarını satma fikrine açık” (AA, 21 Mart 2025). ….ABD’nin Ortadoğu’daki en önemli işi İsrail’in güvenliğidir. İsrail’in güvenliği konusu ise birincisi İsrail’in genişlemesine, ikincisi de İsrail’in politikalarına itiraz edenlerin hedef alınmasına dayandırılmaktadır. Dolayısıyla bugün pratikte İsrail’in güvenliği, İran’ın güvenliksizliği demektir. İşte Trump’ın Erdoğan’la çalışmak istediği asıl Ortadoğu işi budur. ABD, İsrail’in güvenliği için, İran’a karşı Türkiye’nin merkezinde olduğu yeni bir cephe inşa etmek istemektedir. Çünkü Suudi Arabistan’ın merkezinde olduğu İran karşıtı cephe, Çin’in Körfez-İran barışını sağlamasıyla işlevsizleşti. Trump bu amaçla, Türkiye-İsrail ilişkilerini normalleştirmek istiyor.”[]

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump’ın 16 Mart günlü telefon görüşmesinden sonra İstanbul BB Başkanı Ekrem İmamoğlu 19 Mart günü gözaltına alınarak 23 Mart’ta tutuklandı.

23 Mart’ta, İmamoğlu’nun tutuklanarak cezaevine konulduğu gün, Erdoğan’ın dış politika başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ABD’ye gitti, 25 Mart’ta Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz ile görüştü. Aynı gün daha da önemli bir başka görüşme gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ABD’li meslektaşı Marco Rubio Washington’da bir araya geldi. Bu son derece kritik görüşmenin ardından, teamüllere aykırı olarak, basın toplantısı düzenlenmedi.

Türk Dışişleri kaynaklarına göre görüşmede; Gazze, savunma işbirliği ve devlet başkanları düzeyinde ziyaretler ele alındı. Türk tarafı bu konulara değinildiğini söylerken, ABD’nin resmi açıklamasında bu konulara dair hiçbir vurgu bulunmuyordu.

Buna karşılık, ABD’nin Suriye’de İran’a dair kaygılar üzerinden somut güvenlik garantileri istediği anlaşılıyor. []

Nitekim ABD Dışişleri sözcüsü Tammy Bruce’un kısa açıklamasında:[]

“Dışişleri Bakanı Marco Rubio, güvenlik ve ticaretteki temel konularda iş birliğini görüşmek üzere bugün Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi. Bakan, Türkiye’nin Ukrayna ve Güney Kafkasya’da barışa destek vermesini istedi. Türkiye’nin IŞİD’i yenmek İçin Küresel Koalisyon’daki liderliğini takdir etti ve ne uluslararası terörizmin üssü ne de İran faaliyetlerini istikrarsızlaştırmanın yolu olan istikrarlı, birleşik ve barışçıl bir Suriye’yi desteklemek için yakın iş birliğine ihtiyaç olduğunu yineledi. Bakan ayrıca ikili ticaretteki son gelişmelere dikkat çekti ve ileride daha da büyük bir ekonomik ortaklık kurulmasını teşvik etti. Son olarak Bakan, Türkiye’deki son tutuklamalar ve protestolarla ilgili endişelerini dile getirdi.”

Ancak bu açıklamanın en önemli cümlesinde yer verilen asıl vurgu, Güney Kafkasya’da destek, Suriye’deki durum, ‘İran tehdidi’ ve IŞİD’le mücadeleydi.

Görünen o ki, Erdoğan-Trump hattında yeniden inşa edilen ilişki, kamuoyuna açık değil; fakat perde arkasında, gizli gündemler üzerinden sessizce ilerlemektedir.

Ancak, Trump’ın Erdoğan iktidarından Kafkasya ve İran hakkında istediği desteğe olumlu yaklaşmak ve fiilî destek vermek “tek-adam” rejiminde bile kolay değildir. ABD Gürcistan’da Soros destekli iç karışıklık çıkartarak, yönetimi değiştirmek ve NATO’ya üye yapmak, AB ise Ermenistan’ı üyeliğe alarak Rusya ile olan bağlarından kopartarak, ABD’nin bu iki ülkede kuracağı askeri üslerle Rusya’yı güneyden kuşatmasının hazırlığı içindedirler. Türkiye’nin bu girişimlere gözü kapalı onay ve destek vermesi tarihsel nedenlerle mümkün değildir. Çünkü İstiklâl Harbimiz sırasında İngilizler Sovyet Kızıl Ordusunun Kafkaslara inmesini engellemek için Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’da bağımsız devletler kurmuşlar, böylece hem Rusya’nın güneye inmesini, hem de Ankara Hükümeti’nin Sovyet Rusya ile temasını kesmişlerdi. Ancak Mustafa Kemal ve Lenin arasında varılan anlaşma ile Mustafa Kemal’in “Kafkas Seddi” diye isimlendirdiği bu İngiliz yapımı devletler, iki ülkenin ortak askeri harekâtıyla yıkılarak Sovyetlerden Ankara Hükümetine kesintisiz askeri ikmal sağlanmıştı.

Diğer taraftan Türkiye-İran sınırı; Osmanlı Padişahı 4. Murat’ın Bağdat Seferi sonucunda 14 yıldır Safevilerin........

© Turkish Forum