menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Utanma duygusu hiç uğramayan adam!

80 0
21.05.2026

“Utanmamak kadar utanç verici bir şey yoktur” diye bir söz vardır. Geçtiğimiz günlerde hakkında birçok yazı kaleme aldığım Namık Kemal Zeybek isimli ibretlik siyasetçiyi AKİT TV’de program konuğu olarak görünce aklıma ilk gelen kavramlar “utanç” ve “utanmak” oldu.

Defalarca karakter maskesini düşürdüm, defalarca çelişkilerini ve ikiyüzlülüklerini deşifre ettim. Fakat bu konuda öylesine ustalaşmış ki, hiçbir şey olmamış gibi davranmayı adeta bir sanat hâline getirmiş.

Bu “utanmama sanatını” yine sergileyen Zeybek, programda Başbuğ Alparslan Türkeş üzerinden ukalalık yapmaya kalkıştı. 

Mesela şu sözleri ekranda ukalalığının çarpıcı bir örneğiydi:

“Abdullah Çatlı bir gün geldi. O dönemde Ülkü Ocakları’nın ikinci başkanıydı, genel başkan ise Muhsin Yazıcıoğlu idi. Ben de müsteşardım. Bir liste koydum önüne. Dedi ki: ‘Müsteşar Bey, örgüt istiyor. Teşkilat bunların gümrüklere alınmasını talep ediyor.’Baktım listeye ve dedim ki:‘Bak Abdullah, birincisi; sen bana doğrudan gelemezsin. Hiyerarşiye aykırı. Bana ancak Muhsin Bey gelebilir. Bir daha böyle bir şey yapma.İkincisi; Sayın Bakan’la birlikte karar verdik. Alparslan Türkeş’ten gelse bile gümrüklerde hiçbir tayin teklifini kabul etmeyeceğiz. Sizin bu teklifiniz de yapılmamış sayılır. Al listeni, istediğin yere git.’ Aldı gitti. Rengi atmıştı tabii.”

Yine içinde Alparslan Türkeş ismi geçen diğer ukala cümlesi de şu oldu:

"12 Eylül'den önce Türkeş'e gittim, 'Türkiye komünist olacak, engelleyemeyiz' dedi. 'Ordu var' dedim. Türkeş, 'Kenan Evren'i tanırım, sünepenin biridir, darbe yapamaz' dedi. Biz görüyorduk, o nasıl göremiyor diye şaşırdım."

Namık Kemal Zeybek’in bu cümleleri, Başbuğ Alparslan Türkeş’e karşı beslediği derin alerjinin bilinçaltından taşan en net dışavurumudur. 

Programdaki asıl amacını ise şu iki cümlesi açıkça ele vermiştir:

“Alparslan Türkeş’ten gelse bile…”“Biz görüyorduk, o (Alparslan Türkeş) nasıl göremiyor…”

Kibir abidesi sağlığında düşmanlık gösterdiği Başbuğ Alparslan Türkeş’ten yokluğunda da intikam alıyor aklınca…

12 Eylül öncesi yaşanacakları göremediği iddiasında bulunuyor. Oysa Başbuğ Alparslan Türkeş 12 Eylül 1980 darbesinden önce defalarca Türkiye’yi içinde bulunduğu tehlikeli atmosfer konusunda şuurlu bir devlet adamı olarak uyarmış ve herkesi sorumluluk almaya davet etmişti. Mesela şu sözleri, anlayanlar için çok anlamlı bir demokrasi, birlik ve beraberlik çağrısıydı:

“Anarşi ve terörün karşısında bütün siyasi partiler ile diğer anayasal kuruluşlar, Anayasamızın başlangıç ilkeleri ve temel maddeleri üzerinde asgari müştereklerde birleşmeli ve işbirliği yapmalıdır. İnsan haklarına dayalı, millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletini tam anlamıyla yaşatmak; ülkesi ve milletiyle bölünmezlik ilkesine tam sadakatle bağlı kalmak hususunda hiçbir tavize yer vermeden bir araya gelmelidirler. Yaratılmak istenen........

© Türkgün