Mesele tayt değil, Ardahan'ın hikâyesi!
Etkilenirim çevremden… Çevremde yaşadığım bazı olaylardan, üstelik çabuk da atamam üzerimden. Özellikle bir Anadolu çocuğu olarak…
Ardahan da yaşamışım, görmüşüm kırsalı, imkansızlığı, değersizliği… Ve yoksulluğu. Sıkıntıları bizzat kendim de yaşamışım. Çıldır, Posof, Hanak, Damal, Göle etrafımda hep böyle…
O dönemde çevremde imkânsızlıklar içinde boğuşan; hayatını kendi elleriyle kazanmaya çalışan insanlar oldu hep. Bu yaşanmışlığın üzerimde her zaman bir etkisi vardır. Etrafımda özellikle bir Ardahanlı, bir çiftçi, üretici görürsem umursamaz olarak davranamam. Bana ne deyip geçip, gidemem…
Ardahan’ın köylerini ziyaretlerimde çiftçilerin ikramında aşamam sınırımı, tadımlık harici alamam hiçbir şey. Bilirim ki yoğun bir emek sonrası elde edilmiştir o ürünler. Alışverişte pazarlık edemem, Ardahanlının tartıda, parada gözü yoktur. Her zaman da para geçmez. Bazen ücreti bir “Allah razı olsun” bazen de bir “canın sağ olsun” dur.
Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda uzun süre tereddüt ettim. Genellikle tartışmaların içinde yer almak yerine gelişmeleri sessizce izlemeyi, olayları iyimser bir bakış açısıyla değerlendirmeyi tercih eden biriyim. Ancak bu kez vicdanım bana “yazmalısın” dedi.
Bir tarım yazarı olarak kalemimi çoğunlukla toprağa, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve tarım politikalarına adıyorum. Fakat yıllardır savunduğum bir gerçek var ki; tarım hiçbir zaman sadece tarım değildir. Sürekli dile getirdiğim gibi, “tarım siyaset üstü olmalıdır” derken, aynı zamanda “tarım siyasetin tam merkezindedir” düşüncesini de savunuyorum. Hatta çoğu zaman, “Siyasetsiz tarım olabilir; ama tarımsız siyaset olamaz.” diyorum. Çünkü tarım; devletin, kamu yönetiminin, yerel kalkınmanın, kırsal yaşamın ve toplumsal huzurun ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu nedenle devleti, kamu yöneticilerini, kırsal kalkınmayı ve Ardahan’ın geleceğini ilgilendiren bir konuda sessiz kalmak, yalnızca bir köşe yazarı olarak değil, Ardahan’a ve Ardahanlılara karşı sorumluluk hisseden bir vatandaş olarak da doğru olmazdı. Bu satırlar herhangi bir siyasi sebeple değil; memleket sevgisinin, mesleki birikimin ve vicdani sorumluluğun ortak sesidir.
Siyaset bazen sadece konuşmaktan ibaret değildir; bazen de yaşadığınız coğrafyanın ruhunu anlayabilmektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp’in Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli’yi bisiklet sürerken giydiği spor kıyafet üzerinden eleştirmesi, aslında bir kıyafet tartışmasından çok daha fazlasını ortaya çıkardı.
Çünkü mesele tayt değildir. Mesele Ardahan’ın hikâyesini okuyamamaktır.........
