İnsanlık Çıkar Kadar mı?
Hep söylerlerdi ama genelde ben çok kullanmak istemezdim. Vefa İstanbul’da bir semt ismi olarak kaldı diye. Şimdilerde yaşadıklarım da bana bunu söyletmeye mecbur bıraktı sanki.
Eskiden insanlar bir söz verdiklerinde yalnızca ağızlarından çıkan kelimelerin değil, onurlarının da altına imza atarlardı. Bir el sıkışmak senet yerine geçer, bir sofraya oturmak gönül bağı kurar, bir iyiliği görmek yıllarca unutulmazdı. İnsanlar arasındaki bağları yalnızca akrabalık, makam veya menfaat değil; hatır, gönül ve vefa ayakta tutardı.
Peki, bugün ne değişti?
Bugün bazen yıllarca yanında durduğun, dara düştüğünde elinden tuttuğun, önünü açtığın, derdine ortak olduğun insanların ilk fırsatta senden uzaklaştığını görebiliyorsun. Hatta kimi zaman seni en iyi tanıyanın, en mahremini bilenin, en çok güvendiğinin sırtından vurduğuna şahit oluyorsun.
İnsanı asıl yaralayan da düşmanın attığı taş değil, dost bildiğinin uzattığı elden sonra sakladığı hançerdir.
Çünkü insan, yabancının kötülüğüne değil; yakınının vefasızlığına daha çok kırılır.
Eskilerin dünyasında ahde vefa, yalnızca güzel bir huy değildi; karakterin ölçüsüydü. Bir insanın sözüne sadık kalması, dostunu zor gününde yalnız bırakmaması, kendisine yapılan iyiliği unutmaması beklenirdi. Bugün ise bazı ilişkiler, fayda sürdüğü müddetçe devam ediyor. Makam varsa dost çok, imkân varsa kapı açık, ihtiyaç varsa telefon susmuyor. Fakat insanın elinden imkânı alındığında, etrafındaki........
