menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İplerin Efendisi

2 3
31.01.2026

Cemal Bali Akal, Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu’nda bizi bir mahkeme salonuna değil, yüksek tavanlı bir sahnenin kulisine davet eder. Orada hukuk, adalet dağıtan bir mekanizma değil; iktidarın kendi hikâyesini oynattığı bir dekor olarak durur. Akal’ın cümlesi bir benzetme değil, bir teşhistir: “Hukuk, iktidarın sahnesinde oynanan bir kukla tiyatrosudur.”

Bu sahnede adalet bir kalkan değildir; sahne tasarımının parçasıdır. Işıklar parladığında gördüğümüz o heybetli cübbeler, çoğu zaman yukarıdan sarkan iplerin geriliminde durur.

Bugün hukuk, evrensel bir denge aracı olmaktan çıkıp bir performans sanatına dönüşmüştür. Roller önceden dağıtılmış, replikler çoktan sufle edilmiştir. Yargı mensupları bu oyunda çoğu zaman birer figürandır; halk ise biletini vergileriyle ödemiş, ama sahneye müdahale hakkı elinden alınmış sessiz bir seyircidir.

Seyirci vardır ama özne değildir. Görür ama dokunamaz. Alkışlar ama değiştiremez.

Dünya sahnesine bakıldığında dekorlar değişir, rejinin soğukluğu değişmez.

Hindistan’da hakikati yazanlar, içi boş “terör” senaryolarıyla kulise çekilir.

ABD’de onlarca yılın kazanımı, bir gecede yüksek yargının perdeleri arkasında yırtılıp atılabilir.
Fransa’da sokağın itirazı, yargının o sağır edici “nizam” sessizliğinde boğulur.

Farklı diller, farklı kostümler… Ama iplerin ucu hep aynı yere çıkar: keyfiyet.

Akal’ın uyarısı burada berraklaşır: hukuk artık adaletin değil, “düzenin bekçisi”dir. Ve o düzen, çoğu zaman toplumun değil, ipleri tutan dar bir zümrenin bekasıdır.

Tam da burada, sahnenin bir tiyatrodan ibaret olmadığını ele veren o an gelir:

“Bir sahnede, üstten gelen işaretleri tanımayan figüranlar olur. Işık değişir, perde iner, ama........

© Tigris Haber