Yatağını arayan nehir
Dikotomi Tuzağında Siyaset ve Toplum
Modern dünyanın en büyük çıkmazlarından biri,Eski Yunancadan bugüne ulaşan tek bir kelimede saklıdır: DİKOTOMİ..İkiye bölmek, ikiye ayırmak, iki seçenek arasında bırakmak… Bugün gerek yerel siyasetin koridorlarında gerekse ulusal ve küresel sahnede tam da yaşadığımız budur. Siyaset,toplumları ortak paydada buluşturma sanatı olmaktan uzaklaşarak; insanları iki uzlaşmaz kampa ayıran, ortadaki gri alanları yok eden bir mekanizmaya dönüşmektedir. Önümüze konulan reçete hep aynı keskinliktedir: Ya bizdensin ya onlardan. Böylece toplumsal zihnimiz,siyah ve beyazdan başka renk tanımayan bir filmin içine hapsedilmektedir.
Gelenek ile Modernitenin Sahte Savaşı
Bu dikotominin en köklü ve en çok istismar edilen cephesi, gelenek ile modernite arasında örülen hayali duvardır. Siyaset,yüzyıllardır bu topraklarda kök salmış değerleri modern dünyanın dinamizmiyle buluşturmak yerine, bu iki kavramı birbirini yok etmesi gereken iki düşman gibi sunmaktadır.
Oysa bu toprakların düşünce dünyasını etkileyen isimlerden Hegel,asırlar önce bu keskin kamplaşmaya farklı bir pencereden bakıyordu.Diyalektik anlayışına göre gelenek ve modernite, birbirini yok etmesi gereken mutlak karşıtlar değil,tarihin ilerleyişini mümkün kılan iki zorunlu aşamadır.Bir tarafta tez, diğer tarafta antitez........
