EŞİKTEN SONRA
Yerli Yerinde Bir Hayat
Kadın sabahları erken uyanıyordu. Alarm çalmadan, acele etmeden. Pencerenin önünde durup şehre baktığında, her şey olması gerektiği gibiydi. İnsanlar işe gidiyor, ışıklar yanıyor, gün kendi düzeninde akıyordu. Onun hayatı da öyleydi. Uzun yıllara yayılan bir evlilik, büyütülmüş bir çocuk, yapılmış görevler, tutulmuş sözler. Eksik yoktu. Ama fazlalık vardı.
Bu fazlalığın ne olduğunu uzun süre adlandıramadı. Sadece zaman zaman, hiç beklemediği anlarda içinden geçen bir ağırlık olarak hissetti. Bir yorgunluk değildi. Daha çok, uzun süre taşınmış ama artık bedene uymayan bir kabuk gibiydi.
Kadınlık ve Sessiz Uyum
Kadın olmak, çoğu zaman ses kısmaktı. Olgunlaşmak ise bunu normal saymayı öğrenmekti. Gençliğinde itirazları olmuştu. Soruları, çelişkileri, taşan cümleleri… Zamanla bunlar törpülenmişti. Hayat ona “böylesi daha kolay” demişti. O da inanmıştı. Anne olmuştu. Eş olmuştu. Toplumun içinde “düzgün” bir yer edinmişti. Kendisinden geriye kalan şeyin ne zaman arka plana çekildiğini fark etmemişti. Çünkü bu geri çekilme ani değildi. Yavaş, usulca ve neredeyse görünmezdi.
Beynin Sustugu An
Değişim........
