menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DÜĞÜMÜN ANATOMİSİ – 4

24 0
06.03.2026

İnsanlık tarih boyunca düşünceyle kurtulmaya çalıştı. Teolojiden ideolojiye, felsefeden psikolojiye uzanan zincirde her kuram, “artık anladık” dediğimiz bir eşiği doğurdu. Ama ardından yine bir kriz, bir yıkım, bir boşluk geldi; insan zihni bir adım ileri gitmeye çalışırken, başka bir bilinmezliğin içine sürüklendi.

Neden bunca düşünceye rağmen huzur yok? Cevap zor değil ama acıtıcı: Çünkü düşünce çoğu zaman olgusal özelliğini kaybedip özgürlükten değil, psikolojik deneyimlerle doğuyor. Psikolojik refleksler, bir savunma mekanizması olarak zihnin üzerine yerleşir; güvenlik alanları, kurallar ve kesinlik arayışıyla beslendiğinde, düşünce kendi zincirlerini yaratır.

İdeolojiler güvenlik alanlarıdır. Açıklayıcıdırlar, ikna ederler, ama zihni özgürleştirmezler; çünkü her ideoloji mutlak doğru varsayımıyla başlar. Kuramlar temsil eder; oysa yaşam, temsil edilemeyecek kadar akışkan ve derindir. Kuram anlatabilir, yol gösterebilir, ama çözüme götürmez. Anlamak, yaşamaktan koparıldığında eksik kalır. Zihin, kendi kaynağına dokunmadan hiçbir fikir tam anlamıyla uygulanamaz.

Her ideoloji, insanı bir figüre dönüştürür: Sadakat göstermesi gereken bir örneğe, ama örnekle gerçek arasında her zaman bir uçurum vardır. İnsan, bu uçurumda kaybolur;........

© Tigris Haber