menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karaçamın dirilişi

13 0
12.02.2025

‘Goca çamın gürlemesi dal ilen’ diye bir Ege türküsü var. Hale Gür’ün sesine adeta ‘dal gürlemesi’ gibi oturan bu nağmeyi her dinlediğimde görkem duygusu konuk gelir içime. Goca çamdan hangi cins kastediliyor tam belli olmasa da aynı familyadaki nice ağaç çam hükmü görür bizde. Çamaltı, çamdibi, çamlık. çamardı ardı ardına görsel çağrışımlar yapar. Çam devirmek, çam yarması gibi şaka çağrışımlara diyecek söz yoktur ama çam neredeyse hep olumludur. O sebepten olacak özlem kadar gurur, neşe kadar umut da onunla karşılanır. Kim bir çamlığa doğru yürüyüp gelse gamdan kasavetten kurtulmaz? Kozalağından tasavvufa gitmek kadar fıstığının gördüğü hürmet az şey değildir. Çıra dedikleri tutuşturucunun uğradığı soyutluk kalbe değin ulaşıyorsa aşka karşılık düşüyorsa? Çam sakızı çoban armağanına gelince söz bir hepten durup düşünmek gerekir. Anadolu baştan başa çam yurdu sayıldığından olacak ‘karaçam’ deyince daha bir durup düşünürüz.

Pinus nigra karaçamın bilimsel adıdır fakat bazen boyunun kırk metreyi bulduğu hesaba katılırsa onun üzerinde nice umudun da barındığı kolayca iddia edilebilir. Bir tutunma ağacıdır aslında karaçam. İnsan onunla toprağa ve hayata tutulur. Daha önce dilimize Kolıma Öyküleri çevrilen Varlam Şalamov bu kez yine Gamze Öksüz’ün Rusça aslından yaptığı güzelim Karaçamın Dirilişi ile karşımıza çıkınca ister istemez çamı, çamları düşünürüz. Toplam on yedi yıl Rusya’daki kamplarda ağır şartlar altında çalışmak zorunda bırakılan Şalamov böylece insan denilen varlığın ırasına cesurca ve gerçekçe bakmayı öğrendi. Sadece yürek burkan değil belki asıl binbir umutsuzluk........

© tarihistan.org