menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Geçmiş duygusu...

19 0
13.01.2025

Bazen geçmiş hiç olmasaydı hiç yaşanmasaydı diye düşünürüz. Bizi bu duyguya sürükleyen bir yığın sebep vardır. Çokça üzülmüşüzdür. İstemeden üzdüklerimiz olmuştur. Anlık patlamalar, ilerisi berisi hesaplanmadan sarfedilmiş sözler. Geç kalışlar. Kalkıp gidişler. Gidemeyişler. Suskunluğun zehirli bir ip misali dudaklarımızı yakıp geçmesi. Yine de bizimdir her yönüyle geçmiş. Hiç yaşanmamış olsaydı diye iç geçirmemiz onu yok saydığımızdan değil aksine daha bir sahiplenmemizdendir. Çoğunlukla da unuturuz zaten geçmişin sevgiden ırak taraflarını. Onları kırk değirmen taşıyla kapatılmış geçitlerde bırakırız. Fakat rüyalar? Birden alınıveren ölüm haberleri? Hiç ummadığınız bir seste can bulan çağrışımlar? İnsanın ölü gömücülüğü, mezarcılığı, balbalcılığı, kabir yazıtçılığı sadece fiziki bir şey mi? Ya insanın bir bahar fikri gibi yenilikçiliği?

Geçmiş çok bileşenli bir dizi sebep sonuç etkisi içinde sadece yaşanıp gider mi? Yoksa biz nicedir yaşanmakta, akmakta olanın içine katılıp onunla sürüklenip gider miyiz? İrademiz nerede durur bu sürüklenişte? Çok korunaklı bir toplum olduğumuz her yönden kollanıp korunduğumuz söylenenez. Tesadüfler, bizim dışımızda yapılmış hesaplar, gizli açık kavgalar, arzular, idealler, çaresizlikler velhasıl iç içe geçmiş sepeplerin içine doğarız. Aile kadar ailesizlik de adeta kaderimizdir. Çoklukla niyetlerimiz sayesinde ayrışırız olup bitenden. Başka yönler, başka yollar ararız. Hiçbir yerin cennet olmadığını anlamamız uzun sürmez. Yeni korunaklar arayıp niyet ve ideallerimizi gözden geçiririz. Fakat insanın bir başına her şeyden kayıtsız hayat sürebileceği........

© tarihistan.org