Dijital Yankı Odalarında Stratejik Körlük: Dış Politikada Karar Alma ve Medya Manipülasyonu
Dijital Yankı Odalarında Stratejik Körlük: Dış Politikada Karar Alma ve Medya Manipülasyonu
Uluslararası ilişkiler teorileri büyük bir dilimde devletleri rasyonel ve üniter aktörler olarak ele alsa da, iç siyasal dinamikler ve dezenformasyon yığınları rasyonaliteyi ciddi bir ölçüde sekteye uğratmaktadır. Bu analiz medyanın kitleler üzerindeki algı yönetimini tıpkı bir ‘algı mimarı’ gibi, toplumsal histeri yaratarak karar alıcıların stratejik manevra kabiliyetlerini nasıl daralttığını inceleyecektir. 1898 İspanyol-Amerikan savaşındaki Sarı Gazetecilik etkisi ile günümüzün dijital yankı odaları karşılaştırılarak, teknoloji değişmiş olsa bile insan zihninin bilişsel zaafiyetleri ve liderlerin ‘siyasi beka’ güdülerinin yarattığı ‘algısal körlük’ yapısal bir süreklilik çerçevesinde ele alınmaktadır.
Ana akım teoriler özellikle Yapısal Realism, devletlerin dış dünyadan gelen tehdit ve fırsatları maliyet-fayda hesabı yapan rasyonel aktörler olarak varsayar. Öte yandan Neoklasik Realizm, sistemik baskıların dış politikayı okurken gözardı edildiğini ve liderlerin algıları, elitlerin tutumları, iç siyasi kısıtlar gibi değişkenlerin de olduğunu savunur.
İnsan zihni, baskı veya tehdit gibi kriz anlarında karmaşık verilerden ise bilişsel kısayollara başvurur. Medya, bilgiyi belirli duygusal çevçeveler ile sunarak yapısal bir ‘algısal körlük’ yaratır. Kitleler rasyonel tartışma yürütmek yerine, grup kimliğini korumak adına medyanın çevçevelediği duygusal argümanları içselleştirir ve aksini gösteren kanıtları görmezden gelir. Özellikle hükümetlerin net bir strateji belirleyemediği kriz anlarında medyanın ajanda belirleme gücü en yüksek haline ulaşır. Duygusal görseller,........
