Başkalarının mücadelesine bakmak: Gerçeğinden bile daha iyi!
Dünyanın en büyük müzesi olan ve her gün yaklaşık 30 bin kişinin ziyaret ettiği Louvre, 19 Ekim Pazartesi günü normal açılış saati olan dokuzda kapılarını ziyaretçilere açamadı. Biletlerini önceden satın almış veya almak için sıraya girmiş turistler müzenin önünde birikmeye başladı. Saat ilerliyor ama kapılar açılmıyordu. Turistler sabırsızlanmaya başlamıştı. Kimisi fotoğraf çekerek vakit geçiriyor, kimisi de şansını diğer kapıda, müzenin ikonik girişlerinden biri olan Napolyon Avlusu'nda deniyordu, ancak içeri giremiyordu. Bekleyiş sürüyordu, sürdükçe de turistlerin hoşnutsuzluğu artıyordu. Sonunda bağrışmalar ve yuhalamalar başladı. Turistler “isyan” ediyordu. Kapıların bir an önce açılmasını ve hemen içeri girip, içinde Delacroix'nın Halka Yol Gösteren Özgürlük tablosu da dahil Louvre’un en ünlü eserlerini görmek istiyordu. Oysa kapılar açılmıyordu. Açılmayacaktı. Çünkü öğrenciler müzeyi abluka altına almışlardı.
Üniversite öğrencilerinin amacı, eylül ayında Créteil'de lise öğrencilerinin başlattığı ve kısa sürede Fransa’nın geneline yayılan protestoları desteklemek ve polisin sert müdahalesini protesto etmekti. Öğrenciler müzenin çevresinde protestolarını sürdürürken, turistler kapıda, özgürlük uğruna verilen mücadeleyi betimleyen ve devrimci mücadelenin simgelerinden biri hâline gelmiş olan o meşhur tabloyu, halkın barikatları aşarak özgürlüğe doğru ilerleyişini gösteren Halka Yol Gösteren Özgürlük tablosunu görebilmek için öğrencilerin/öğrenci hareketinin aradan çekilmesini bekliyordu. Beklemekle de kalmıyor, geçmişteki bir toplumsal hareketin temsilini görebilmek, onunla fotoğraf çekilebilmek için hemen şimdi, şu anda olmakta olan bir toplumsal harekete tepki gösteriyor, öğrencilere hakaretler yağdırıp, küfür yerine geçen el hareketleri yapıyordu.
Cézanne’ın elmaları gerçek elmalardan daha mı iyidir?
Whitney Museum of American Art’ın 2024 bienalinin “Gerçeğinden Bile Daha İyi” temasına göndermeyle Hasan Bülent Kahraman “Sanat öyledir işte” demişti. “Cézanne’ın elmaları gerçek elmalardan daha iyidir.”
Louvre’un bir duvarında, “çerçeve içine alınmış” bir hareket, dışarıdaki hareketten gerçekten daha mı “iyidir”?
Bir sanat eserinin güzelliğinin yalnızca temsil ettiği şeyin güzelliği ile açıklanamayacağı düşüncesi, sanat felsefesinin temel tartışmalarından biridir. Bir tabloya bakarken sadece temsil edileni, manzarayı veya elmayı, görmeyiz. Ressamın yorumunu, renkleri, biçimleri ve nesneler arasındaki ilişkileri nasıl düzenlediğini görürüz. Güzellik “elmanın” değil, elmaya “can veren” Cézanne’ın bir vasfıdır ve gerçeklikle bir ilişkisi olmak zorunda değildir.
Temsil gerçekliği/içeriği aşıyor ve ondan daha güzel olabiliyorsa, Louvre’un kapısında sabırsızlanan turistlerin, hemen yanı başlarında olmakta olan bir toplumsal hareket dururken, müzenin duvarındaki “çerçeve içine alınmış” bir hareketi tercih etmeleri, o halde “aklın yolu” mudur?
Peki içeriğin, elinde bayrağıyla özgürlüğü temsil eden kadının, barikatları aşarak özgürlüğe doğru ilerleyişin ve daha ilk bakışta “aynı tarafta” olduğumuz hissini veren bir haklılığın bu “güzellikte” payı yok mudur?
Kuşkusuz vardır. O kadın, biraz da özgürlüğü temsil ettiği için sevilir. Barikatları aşan o kalabalık, haklı olduğu için sevilir. Ama bu sevgi, temsilin güzelliğinden “arta kalan” bir sevgidir. Sevilen, özgürlük mücadelesi veya barikatları aşmanın kendisi değil, yeterince uzak bir zaman ve mekanda gerçekleşmiş ve artık güvenle “çerçeve içine alınmış” bir toplumsal mücadeledir.
Temsilin gerçeğinden daha iyi olup olmaması bir yana, gerçeğin kendisindense “güzel” bir temsilinin tercih edilmesi sanatın ideolojik bir işlevidir. Dışarıdaki “çerçevesiz” bir hareket yerine, çerçeve içine alınmış hareket sanatın sağladığı “güvenli mesafedir.”
Seyredilebilien ve........© T24
