Cumhuriyet ve CHP tasfiye edilirken… Osmanlı hayalleri ve Cumhuriyet'in aşındırılan hafızası…
Cumhuriyetler bir günde yıkılmaz. Önce hafızaları aşındırılır. Sonra kuruluş felsefeleri tartışmaya açılır. Ardından onları var eden tarihsel kırılma önemsizleştirilir. En sonunda ise toplum, kendi devletinin hangi koşullarda ve neden kurulduğunu unutmaya başlar.
Bugün Türkiye’de yaşanan tam da bu…
Son haftalarda peş peşe gelen açıklamalar ilk bakışta birbirinden kopuk gibi görünebilir. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Orta Doğu’ya ilişkin değerlendirmeleri, bölge için monarşik ve merkezi otoriteyi önceleyen yaklaşımı; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasal meşruiyetini giderek daha fazla dış güçlerin onayında arayan görüntüsü; Doğu Perinçek’in Cumhuriyet’in kurucu paradigmasını aşındıran çıkışları; Kemal Kılıçdaroğlu’nun Osmanlı referanslı değerlendirmeleri...
Bu açıklamaların hepsi aynı siyasi hatta yer almıyor olabilir. Ancak hepsinin kesiştiği ortak bir nokta bulunuyor: Cumhuriyet’in kurucu kopuşunu görünmez hale getirmek.
Sorun tam da burada başlıyor.
Cumhuriyet bir kopuştu…
Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti'nin doğal uzantısı değil.
Bu cümle birçok kişiye sert gelebilir. Oysa tarihsel gerçek budur.
Cumhuriyet, yalnızca bir rejim değişikliği değil, egemenliğin kaynağının değiştirilmesiydi. Osmanlı’da egemenlik hanedana aitti. Cumhuriyet'te ise millete…
Osmanlı’da yurttaş yoktu, tebaa vardı. Cumhuriyet ise yurttaşı yarattı.
Osmanlı’da din ve devlet iç içeydi. Cumhuriyet laikliği inşa etti.
Osmanlı’da siyasal meşruiyet gökten geldiği varsayılan bir hanedan iradesine dayanıyordu. Cumhuriyet meşruiyeti halkın iradesine dayandırdı.
Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrim, yalnızca bir kurtuluş hareketi değil, aynı zamanda bir siyasal modernleşme hamlesiydi.
Türkiye’nin çağdaş dünyadaki yerini belirleyen şey Osmanlı mirası değil, Cumhuriyet’in yarattığı ulus-devlet modelidir.
Bugün bu temel gerçek bilinçli ya da bilinçsiz biçimde bulanıklaştırılıyor.
Orta Doğu’ya biçilen rol
Orta Doğu’nun son iki yüz yıllık tarihi incelendiğinde çok açık bir tablo ortaya çıkar.
Bölge halklarının yurttaşlık........
