menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Paranın gölgesinde sanat

23 0
25.06.2026

Sosyal medya yayınlarında bazı galericilerin konuşmalarını izliyor, dinliyorum. Aslında sanattan konuştukları yok; sanat etrafında konumlanan para eksenli ekonomik güç dengelerinin nasıl bir egemenlik dili oluşturduklarına tanık oluyoruz. Akıl almaz yüksek rakamları yüksek kültür değerleri gibi pazarlayan bu merkantilist figürler aslında sanata değer vermenin değil paranın, ekonomik gücün cazibesinin mentörlüğünü yapıyorlar. Sanat ortamında defalarca yapılmış, artık hiçbir anlamı ve estetik etkisi kalmayan tekrarları “ünlü” birinin yaptığı argümanıyla sanattan anlamayan zenginlere pazarlıyorlar. Bahsi geçen rakamlar ise akıl aşırı diyebilirim. Evet, bunun arkasında mutlaka başka mekanizmalar olmalı... Dünyada onca insanlık sorunu varken ve bu rakamlarla da birçok insana yardım yapılabilecekken bu paraların sözüm ona bir sanat eserine ödenmesi ne anlama gelir?    

Elbette bu eleştiri yeni değil ama bugün çok daha görünür hale gelmiş durumda. Çünkü çağdaş sanat alanının belirli bir bölümü gerçekten de estetik yargılardan çok ekonomik ve simgesel sermaye ilişkileri üzerinden işliyor. Fiyat ekonomik bir göstergedir ve kapitalist düzende bir parasal akış kanalıdır. Sanatsal değer ise kültürel ve estetik bir göstergedir. Neoliberal mekanizmaların hâkim olduğu modern sanat piyasasının en önemli “başarısı” da bu iki şeyi bilinçli biçimde birbirine karıştırmış olmasıdır.

Pierre Bourdieu’nün "sembolik sermaye" dediği şey tam burada devreye girer. Bir eser yalnızca estetik nitelikleri nedeniyle değil; onu hangi galerinin temsil ettiği, hangi koleksiyonda bulunduğu, hangi müzede sergilendiği, hangi küratörün desteklediği ve hangi eleştirmenin yazdığı üzerinden de değer kazanır. Böylece fiyat, estetik değerin sonucu........

© T24