menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AYM kararlarına uymamanın tipolojisi: Direnmenin dört hâli

32 0
yesterday

İstanbul Barosu seçimlerinde yarışan Avukat Hakları Grubu başkan adayı Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, AYM kararlarına uymayan hâkimler hakkında raporlama yaptıklarını ve bunu yayımlayacaklarını söylemişti.

Bendeniz de böyle bir raporlama yapılması ve buna Türkiye’deki yargıç hareketliliğinin (terfi ve tenzillerin) saptanmasının eklenmesi gerektiğini öteden beri savunuyorum. Zira aksi hâlde tek tek ağaca bakılmakta, ormanın bütünü görülememektedir.

Özellikle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) politik amaçlı müdahale yasağı getiren ve ormanın bütününe bakmakla ilişkili olan 18’inci maddesiyle ilgili vakalarda bu türden raporlara ihtiyaç var.

Bu tür raporların “Mahkemenin Dostu” (Latince “Amicus Curiae” denir) sıfatıyla insan hakları ve anayasa yargılaması yapan makamlara sunulması, davadaki pek çok saptama için elzemdir.

Bizzat İHAS, bu türden raporların yargılama sürecine sunulması için özel bir hüküm içermektedir. Sözleşme’nin 36’ncı maddesine göre Mahkeme, başvurucu dışında ilgili herhangi bir kişiyi, yazılı olarak görüşlerini sunmaya ve duruşmalara katılmaya davet edebilir.

Türkiye’de de AYM Kanunu’nun md. 49/7 hükmünden de böylesi bir olanak türetilebilir.

Dolayısıyla “raporlama”, bir ifade özgürlüğü meselesi olmanın yanı sıra aynı zamanda usuli de bir haktır.

Bu kaydı düştükten sonra bu türden raporlama yapacaklara katkı sunmak için “Anayasa Mahkemesi kararlarına uymama” dendiğinde, karşılaştırmalı hukukta ne anlaşıldığına dair bir şeyler yazmak isterim.

AYM kararlarına uymama hâlleri raporlanırken bu metot dikkate alınabilir.

AYM kararlarına uymama türleri

“AYM kararlarına uyulmaması” dediğimizde öncelikle bunu tanımlamamız gerekiyor.

Bu kavram “bir Anayasa Mahkemesi kararının gereğinin hiç yerine getirilmemesi, dikkate alınmaması, şeklen yerine getirilmiş görünmesine rağmen sonuçlarının etkisizleştirilmesi veya kararın gereğinin yerine getirilmesinin makul olmayan bir süre boyunca geciktirilmesi suretiyle kararın bağlayıcılığının fiilen ortadan kaldırılmasıdır” diye tanımlanabilir. Kavram böyle tanımlandığında karara uymama pratiğinin en az dört türünün bulunduğunu söyleyebiliriz. Bunlar (i) açıkça uymama, (ii) örtülü uymama, (iii) sürüncemeli uymama ve (iv) gösterilen yola uymama şeklinde ifade........

© T24