menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

15 yıllık bilanço: Kemal Kılıçdaroğlu neden istifa etmelidir?

29 0
29.05.2026

Kemal Kılıçdaroğlu bugün yeniden tartışılıyor ise, meseleyi yalnızca son gelişmelere göre okumak eksik kalır. Yaklaşık on beş yıla yayılan siyasi tercihlerin toplam etkisini hesaba katmak gerekir.

Gözlemlerime göre CHP tabanında biriken rahatsızlık, tek bir seçim sonucundan ya da tek bir krizden kaynaklanmıyor. Kritik eşiklerde alınan kararların yarattığı süreklilik hissi tartışılıyor.

Baykal’ın kaset skandalı

Hatırlamayanlar olabilir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve gelişi çok tartışmalı olmuştu. Birileri Deniz Baykal’ın evine girip gizli kamera yerleştirmiş ve özel hayatına müdahale etmişti. Bu skandalın ardından “özel olan politiktir” gibi söylemler tedavüle girdi. Hatta bizzat Recep Tayyip Erdoğan “ne özeli genel bu genel” diyerek bu mahremiyet ihlalini meşrulaştırdı.

Bunun peşi sıra aniden Kemal Kılıçdaroğlu ön plana taşındı. Medyada, zaten oldukça ihtilaflı bir isim olan Dengir Mir Mehmet Fırat’ın karşısına çıkarılıp (kimler tarafından servis edildiği bilinmeyen) bazı belgelerle desteklendi ve imajı parlatıldı. Ardından partinin genel başkanlığına getirildi.

Bu süreç açısından ilginç olan şey, konunun üstüne gidilmesinden kolayca vazgeçilmesiydi. Kılıçdaroğlu genel başkan oldu, yaşanan skandal da münferit bir vakaymış gibi geride bırakıldı. Oysa bir genel başkanı böyle görevden almak sindirilmesi güç bir skandaldı. Hâlâ da öyledir.

Sindirildi. Hesabı sorulmadı.

Gezi Parkı ve pasifizm

Gezi Parkı eylemleri boyunca Kemal Kılıçdaroğlu mesafeli bir tutumu yeğledi.

Hareketin önüne geçmeye cesaret edemediği gibi hareketi güçlü biçimde siyasallaştıracak bir hat da kuramadı. Hatta Gezi’nin en ateşli günlerinde Kılıçdaroğlu, Kadıköy’de miting yapılması önerisini sunacak kadar konudan “habersiz” bir pozisyonu yeğlemişti.

Fakat o sırada göreve nispeten yeni geldiği için bu konu tali sayılmıştı.

Oy taahhütleri ve çark etmeler

Kemal Kılıçdaroğlu seçildikten sonra bir enerji getirmişti. Buna güvenerek bazı taahhütlerde bulundu. Partinin hedefinin @ olduğunu söyledi. Bu hedeften uzak kalan kişilerin ve kendisinin derhal görevi bırakacağı sözünü verdi.

Hatta 2012 yılında Genç Bakış isimli bir televizyon programında partinin oylarının & veya '’nin altına inmesi hâlinde kesinlikle görevi bırakacağını canlı yayında açıkça taahhüt etti.

O sırada partinin oyu %,9 idi. CHP bir sonraki yerel seçimde %, genel seçimde ise $ oy aldı. Ama Kemal Bey, taahhüdüne rağmen bırakıp gitmedi. Aksine, böyle bir şey söylememiş gibi davrandı.

Ekmeleddin İhsanoğlu skandalı

Kemal Kılıçdaroğlu o süreçte ihtilaflı seçimler karşısında sorunlu performansıyla da öne çıktı. Örneğin Ankara’da Mansur Yavaş’ın Melih Gökçek’e karşı kaybettiği Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimlerindeki pasif tutum bunun ilk örneklerinden sayılabilir.

Fakat bundan daha büyük skandal sanırım Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi idi. 2014 yılında CHP’de aday konusu tartışılıyordu. Vaktiyle Ecevit’in birden çok kez gündeme getirdiği ve yıllarca Cumhurbaşkanlığı adaylığı konuşulan Yılmaz Büyükerşen’in aday olacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu. Hatta basındaki haberlere bakılırsa bu ismi bizzat Kılıçdaroğlu da zikretmişti.

Sonra aniden, kimse ne olduğunu anlamadan, o güne kadar neredeyse hiçbir CHP’linin tanımadığı Ekmeleddin İhsanoğlu isimli kişi aday gösterildi. Bu oldubitti,........

© T24