menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

48 saat arayla iki operasyonun farkı ve MHP’li Yönter hakkında iddialar

47 0
latest

Başkentte, birbirine benzeyen iki ayrı polisiye operasyon gerçekleştirildi geçen hafta.

İlki, 25 Mart günüydü. Bu operasyonda hakkında yakalama kararı bulunan eski AKP milletvekili Bayram Ali Bayramoğlu, yakalanarak gözaltına alındı.

İkinci operasyon ise, ilkinden iki gün sonraydı. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım da aynı eski AKP milletvekili Bayram Ali Bayramoğlu gibi hakkındaki gözaltı kararı uyarınca yakalandı.

Şimdi, aralarında sadece 48 saat bulunan iki ayrı operasyonun ayrıntılarına bakalım.

Yine ilk olarak AKP’li Bayramoğlu’nun yakalanmasından başlayalım.

Bayramoğlu, aynı zamanda iktidara yakın MÜSİAD’ın eski başkanı. Rize’den hemşehrisi olması nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çevresinden. TBMM’de 23. dönem AKP milletvekiliydi. İş çevrelerinde tanınan bir kişilik.

Bayramoğlu hakkındaki yakalama kararının merkezi İstanbul Adliyesi. Yani İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Başsavcılık, SPK’nın yaptığı suç duyurusu sonrasında eski AKP’li milletvekili hakkında adli soruşturma başlattı. Soruşturma konusu öyle pek de yenir yutulur cinsten değildi doğrusu.

Bayramoğlu’na yönelik soruşturmanın konusu; “yetkilisi olduğu şirket/şirketlerin banka hesaplarının kullandırılması suretiyle izinsiz sermaye piyasası faaliyeti suçuna iştirak edilmesi”ydi. Basit anlamıyla yolsuzluktu.

Savcılık, başlattığı adli soruşturma çerçevesinde İstanbul Emniyeti’ne gözaltı talimatını verdi. İstanbul Emniyeti, yaptığı araştırma sonrasında Bayramoğlu’nun yerini Ankara olarak tespit etti. Gelişme Ankara Emniyeti’ne bildirildi.

Diğer yandan da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nı bilgilendirdi. Yapılan ön araştırma sonrasında yeri belirlenen Bayramoğlu, bulunduğu yerde gözaltına alındı. Önce Ankara Emniyeti’ne getirildi. Sonrasında ise İstanbul’dan gelen polis ekibine teslim edilip gönderildi. Emniyet’teki işlemleri tamamlandıktan sonra adliyeye çıkartılan Bayramoğlu tutuklandı.

Farkındaysanız, Bayramoğlu’na yönelik işlemler hem İstanbul’da hem de Ankara’da “sessiz sedasız” tamamlandı. Eski AKP’li milletvekilinin gözaltına alınmasıyla ilgili en küçük bilgi, açıklama ya da kamera görüntüsü kamuoyuna sızmadı, sızdırılmadı. Öyle ki, T24’te haber yayınlanmasaydı, eski AKP’li milletvekilinin gözaltına alınıp tutuklandığından Bayramoğlu’nun yakın çevresi dışında kimselerin bilgisi ve haberi olmayacaktı.

Bu arada resmî açıklama ya da gayri resmi sızdırma olmadığı için kamuoyu Bayramoğlu’nun nerede gözaltına alındığını bile öğrenemedi. Otelde mi, evde mi, misafirhanede mi? Yanında kim vardı? Yalnız mıydı? Kimse bilmiyor.

Gelelim, Uşak Belediye Başkanı Yalım’ın gözaltına alınmasına.

Yalım’ın hakkında yolsuzluk iddiasıyla yürütülen soruşturmanın merkezi de yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Dosyayı tamamlayan başsavcılık, Yalım’ın gözaltına alınması talimatını İstanbul Emniyeti’ne verdi. İstanbul Emniyeti, yaptığı araştırmada Yalım’ın, tıpkı Bayramoğlu gibi Ankara’da olduğunu tespit etti. Tespit ve yakalama kararı hem Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hem de Ankara Emniyeti ile paylaşıldı.

Ayrıca Yalım’ın gözaltına alındıktan sonra İstanbul’a götürülmesi ve gözaltı sırasında bulunduğu yerdeki arama çalışmalarına katılması amacıyla Bayramoğlu’nda olduğu gibi İstanbul’dan özel polis ekibi de Ankara’ya geldi. Yakalama ve arama işlemine nezaret etti.

Otel odasına yapılan baskın, gözaltı ve arama işlemleri tüm detaylarıyla kameraya çekildi. Ve çekilen görüntüler tüm ayrıntısıyla iktidara yakın yayın organlarınca kamuoyuna aktarıldı.

Burada bir ek bilgi aktarayım. Edindiğim bilgiye göre; Yalım’la ilgili CMK’nin 135. maddesi hükmü gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararı vardı. Yalım’ın son günlerdeki faaliyetlerinin özellikle iktidara yakın yayın organlarında yapılan haberlerin detaylarında dakikasına kadar yayınlanması bunu gösteriyor zaten.

Yurt dışından yanında belediyede çalışan kadın personelle birlikte Ankara’ya gelip gözaltına alındığı otelde konaklama yapan Yalım’ın konumunun tespiti sonrasında olanlar oldu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu konudaki açıklamasında Ankara Emniyeti’nden kendilerine “sakın bizden bilmeyin, haberimiz yoktu” mesajının ulaştığını açıkladı. Ortalık karıştı. Özel’in açıklaması sonrasında gözler İstanbul Emniyeti’ne çevrildi doğal olarak.

Ayrıca, Yalım’ın gözaltına alınmasında “Ankara’dan bilgi sızması olacağı için İstanbul’dan ekip geldiği” iddiası gündeme geldi. Ancak bu iddia, yine Bayramoğlu’nun yakalanmasında yaşananlarla çürüdü. Eski AKP’li milletvekilinin gözaltına alınması bilgisi dışında ne kamera görüntüsü ne gözaltına alındığı mahal ne de yanında kimlerin var olup olmadığı bilgisi sızmadı.

Doğrusunu isterseniz uygulama Bayramoğlu örneğindeki gibi olmalı. Yürürlükteki yasalar, şüpheli ve mağdurların haklarını düzenlemiş durumda. Yasalar, yasaları uygulamakla görevli makamlarca “tam anlamıyla” uygulansa zaten böylesi durumlar yaşanmaz.

Fakat siyaset, yargı ve kolluktaki farklı gerekçeler ile parametreler sebebiyle teorideki yasa hükmünün sahadaki pratiğe yansıması yasadaki gibi olmuyor maalesef.

Sürecin sonunda iki adli dosyada “dosyanın hedef kişilerinin farklı siyasi yelpazede yer almaları” nedeniyle iki farklı uygulama yapılmasından hem adliye hem de adli kolluk olarak polis sorumlu.

Sorumluluğun adliye boyutundan Adalet Bakanlığı, polis tarafında ise, önce İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ve Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, sonrasında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sorumlu.

Çiftçi, hafta sonu Ankara’da gazetecilerle bir araya geldi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tan polisin sorunlarına, trafik cezalarından araç plakalarına kadar değişik konular gündeme gelmiş. Ancak, Çiftçi’nin etrafında bulunan gazetecilerin hiçbirinin aklına, “polisin kameralı baskın uygulamasında ortaya çıkan durumu” sormak gelmemiş. Ya da soruldu, Bakan yanıt vermedi! İlginç elbette.

“Polis, savcının emriyle soruşturma yapar” görüşü böylesi durumlarda ortaya atılır. Taraflar, birbirlerine topu atarak hem zaman kazanmak ister hem de dikkatleri kendi üzerlerinden dağıtmaya çalışırlar. Bu yıllardır süre gelen bir durumdur.

Büyüteç aracılığıyla Çiftçi ve Demirtaş’a soralım; olayın iç yüzünün ortaya çıkarılması için müfettiş görevlendirmesi yapsanız nasıl olur?

MHP’de yaşanan gelişmelerde neler var?

Geride kalan haftanın dikkat çeken diğer konusu MHP’li İzzet Ulvi Yönter’in partisinin genel başkan yardımcılığından istifa etmesiydi.

İstifanın ardından MHP cenahında epey hareketli saatler yaşandı. Heyecan, önümüzdeki günlerde devam edecek gibi görünüyor. Partide suların kolay kolay durulmayacağı görüşü hâkim.

Yaşananlar içinde en merak edilen konuların başında Yönter’in parti yönetimindeki görevinden neden istifa ettiği geliyor.

Farklı değerlendirmeler var kuşkusuz.

Ancak en bilineni Ankara’nın yeraltı dünyasının önde gelen isimlerinden Ayhan Bora Kaplan’ın merkezinde yer aldığı olaylar zincirinde adının geçtiği iddiası.

Bu iddia, geçen hafta Büyüteç’te de gündeme geldi. Halen tutuklu bulunan Serdar Sertçelik’e ait olduğu öne sürülen cep telefonunda yapılan incelemede elde edilen mesajlarda MHP’li Yönter’in de adı geçtiği görüldü.

Yaşanan gelişmeler sonrasında gündeme gelen iddiaya göre; soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yönetimi, dosyayı tamamladı. Yine kulislerde konuşulan iddialara göre, Yönter hakkında fezleke hazırlanarak TBMM’ye gönderilmesi yönünde çalışma yapıldı. Aynı dosyada Yönter’le birlikte MHP’li Necmi Yıldırım’ın da isminin geçtiği öne sürülüyor.

Bu iddiaları sormak için Büyüteç’i kaleme almadan önce Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaköse’yle telefonla görüşme girişiminde bulundum. Büyüteç’in yayına gireceği ana kadar başsavcılıktan görüşme talebine karşı herhangi bir yanıt gelmedi.

Belki doğrudan kamuoyuna bir açıklama yapılırsa Yönter’le ilgili süreç ve iddialar daha net anlaşılabilir.


© T24